menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İşte hendek, işte deve!

78 0
20.02.2026

Kura çekildiği an, kağıdın üzerine daha mürekkep kurumadan, bu eşleşmenin favorisinin Nottingham Forest olduğu kesinleşmişti.

Maçın başında Fenerbahçe’nin yüzünde bir tereddüt vardı. Hani vapur kalkar da iskele geride kalırken içini bir "acaba" yoklar ya... Öyle. Çünkü İngilizlere karşı oynamak, yalnızca rakibi değil, havayı da yenmeyi ister. Bu memleketi, onlara karşı aldığımız yenilgilerden biliriz. Topun güzelliği yetmez, omuz da koyacaksın; ayağın titremeyecek.

Ama Fenerbahçe’nin ön hattı, Asensio, Talisca, Kerem, bu gecenin talep ettiği işçilikten ziyade vitrin aydınlığı taşıyordu. Bu üçlü, topu sever. Fakat topun uğruna kanırtılan maçları sevmez.

İngiliz futbolu ise topa değil, top uğruna yapılan kavgaya aşıktır. Böyle bir karşılaşmada ön taraftaki üç adamın, “dişe diş” dediğin düellolara mesafeli durması, takımın gömleğini daha ilk düğmeden yanlış ilikler.

Orta sahanın hikayesi de ayrı bir not defteri. Arabistan tatilinden yeni dönmüş Kante, adıyla bile oyunu büyütebilecek bir oyuncu; ama beden eski günlerinden bir adım gerideyse, isim tek başına koşamaz. Önündeki Cherif... Daha 19 yaşında; bu yaş, kimi zaman dünyayı fethetmek için güzel, ama bir İngiliz rakibe karşı yanlış yaş. Çocuğu suçlamak hata. Bu seviyeler, bazı oyunculara "hoş geldin" demez.

Bir İngiliz ekibine karşı takımın yarısı ihtiyacın olan şeyi veremiyorsa, zaten kapıyı aralamışsındır. Araladın mı, içerisi soğuksa üşütür. Üşüttün mü, beden kadar zihnin de titrer. Futbolun en acımasız tarafı da budur. Önce........

© Nefes