menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SİYASETİN DÖRT KATEGORİSİ

92 0
30.07.2026

SİYASETİN DÖRT KATEGORİSİ

Siyasetin iki anahtar terimi olan ideal politik ile reel politiğin birbirlerine bağlı ve hatta bağımlı olduklarını tespit etmek mümkün. Hangi durum ve kullanımlarda birinin diğerini kendine dönüştürdüğü konusunda temel bir fıkhi kural bize fikir verebilir: Helale giden yol helal, harama giden yol haramdır! Ben ortak iyi ve ortak fayda siyasetine ma’ruf, ortak kötü ve ortak zarar siyaset biçimine münker adını veriyorum.

Şimdi bu temel prensip ışığında ma’ruf ve münker siyasetin karşılıklı ilişkilerine bakalım. İlişkiyi dört kategoride toplayabiliriz:

Amaç ma’ruf, araç ma’ruf

Amaç ma’ruf, araç münker

Araç ma’ruf, amaç münker

Amaç münker, araç münker

Buradan somut örnekler üzerinden belirleyen ile etkileyen arasındaki ilişkiye bakalım:

1. Varsayalım ki A topluluğunun (kavim/sosyoloji) temel hakları gasbedilmiş dolayısıyla mücadeleye girişmiş olsun. Bu topluluk (dinine, mezhebine, etnik kökenine bakılmaksızın) gasbedildiğini iddia ettiği hakları meşru ise ve mücadele sürecinde kullandığı araçlar ve takip ettiği yol (yöntem) de meşru ise mücadelesi meşrudur; diğer toplulukların tamamı, bu mağdur topluluğun mücadelesine destek vermelidirler.

2. Amacı ma’ruf, aracı münker kategori. Bunun ne anlama geldiğini somut örnekler üzerinden anlatmaya çalışalım. İlk örneğimiz Filistin sorunu olsun.

Filistinliler işgal edilmiş topraklarını kurtarmak üzere mücadele ediyorlar, mücadeleleri meşrudur. Filistinliler, mücadelelerini sürdürürlerken, Yahudileri işgalci ve soykırımcı cürümlerinden dolayı değil de, dini ve etnik olarak yani sadece Yahudi oldukları için yok etmeyi düşünüyorlarsa, daha çocuk yaşta bir Yahudi’yi öldürmeyi savunuyorlarsa mücadeleleri gayrı meşrudur, başka bir deyişle siyasi ve askeri mücadeleleri münkerdir. Bu konseptte Filistinlilerin topraklarını işgalden kurtarma mücadeleleri helal/meşru, kullandıkları yöntem haram olur. (Bu farz-ı muhaldir, elbette Filistinlilerin bu yöntemi kullandıkları anlamına gelmiyor.)

Kürtlerin de kavim kimlikleri ve dilleriyle konuşma-eğitim hakları engellendiği için mücadele etmeleri meşrudur. Kürtler, haklarını elde etmek üzere mücadeleye girişirlerken a. Mücadeleyi yürüten önder kadrolarının kendilerinden  (Ulu’l emri minküm, Nisa, 59) yani İslam’ın temel değer ve hükümlerine sadakat şartını aramıyorlarsa (lider kadro milliyetçi, dinin gelenek ritüellerine saygılı ama seküler, ateist-deist ise) b. Haklarını elde ettiklerinde tasarladıkları sosyo politik model haklarını gasbedenlerin modeliyle aynı ise c. Mücadeleyi şiddet ve terör yöntemiyle yürütüyorlarsa d. Haklarını gasbedenlere karşı mücadele ederlerken İslam’ın ve Müslümanların amansız hasmı Batılı (Amerikan/Avrupa) emperyalistlere ve Siyonist İsrail’e sırtlarını dayayıp süren amansız savaşta Amerika ve İsrail safında yer alıyorlarsa, bu durumda mücadele amaçları ma’ruf, kullandıkları araçlar münkerdir. Onların haklarını gasbedenlerin emperyalist ve Siyonist mücrimlerle iş birliği içinde olmaları, kendilerinin de emperyalizm ve siyonizmle iş birliği içinde olmalarının meşru gerekçesi değildir.

Bu prensip tabii ki, sosyalist, liberal veya milliyetçi-muhafazakâr (hatta........

© Mir'at Haber