KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULU (1)
KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULÜ (1)
“Kur’an açısından Hz. İsa’nın nüzulü” derken, benim Kur’an-ı Kerim’den anladıklarımdır; Kur’an, benim anladıklarımdan ibarettir gibi bir kastım yoktur. Bu ihtirazi kaydı koyduktan sonra ilk kurabileceğim cümle şudur:
Kur’an-ı Kerim’de Mehdi veya Mehdi’nin gelişiyle ilgili ima yollu dahi olsa bir ayet yoktur. Hz. İsa ve yaşadıkları konusunda ise önemli bilgiler vardır; bunlardan dört ayetlik küme şöyledir:
“156. (Bir de) İnkâra sapmaları ve Meryem’in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri,
Ve: “Biz, Allah’ın Resûlü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir eza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyâmet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.” (4/Nisa, 156-159.)
Ve: “Biz, Allah’ın Resûlü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir eza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.
Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyâmet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.” (4/Nisa, 156-159.)
İsrailoğullarının cezaya çarptırılmalarının sebeplerinden biri Hz. Meryem’i iffetsizlikle suçlayıp ona iftara etmeleri (Bkz. 3/Al-i İmran, 45 vd.; 19/Meryem, 16-35) ve Hz. İsa’yı gerçekten öldürdükleri iddiasında bulunmalarıdır. İddialarını ortaya atarlarken “Biz, Allah’ın Resûlü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” ifadesini kullanmış olmaları dikkat çekicidir. (3/Al-i İmran, 45). Bu da gösteriyor ki, aslında o günün Yahudileri Hz. İsa’nın “Allah’ın elçisi” olduğunu biliyorlardı. Onu, zannedildiğinin aksine yalancı peygamber, meczup, haytacı, sahte davetçi zannedip reddetmiş değildirler. Onunla ilgili karalayıcı, aşağılayıcı sıfatları sorumsuzca kullanmış olsalar bile onun peygamber olduğunu biliyorlardı, gösterdiği mucizeler gözler önünde cereyan ediyordu, bile bile onun davetini reddettiler, hatta nasıl Hz. Zekeriya’yı öldürdülerse, Hz. İsa’yı da öldürmeye kalkıştılar.
Bununla ilgili burada Hristiyanlara da bir gönderme gözden kaçmıyor. Hz. İsa tebliğinin hiçbir aşamasında “Tanrı’nın oğlu olduğunu” iddia etmemiş, aksine “elçi (resul)” olduğunu söylemişti. Zaten, ona husumet gösteren Yahudiler de “Bu adam Tanrı’nın oğlu” iddiasında bulunuyor diye değil, Allah’ın elçisi sıfatı dolayısıyla onu yok etmeye çalışıyorlardı. Ayette, Hz. İsa’nın “Biz, Allah’ın Resûlü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” olarak zikredilmesi, onun tanrısallık ve ona “Tanrı’nın oğlu” sıfatının verilmesine........
