menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ey umutsuzlar! Umut cihad! Umut şehadet!

17 0
24.09.2026

Bağrında şehadet lalesi yiğit,

Yüzünde Bedir'in halesi yiğit,

Ben de senin ile gelesi yiğit,

Seni vuran mermi vurduğu zaman…

Sözleri Abdulbaki Kömür’e ait olan, Eşref Ziya ve İbrahim Tanrıkulu tarafından seslendirilen “Yiğit” ezgisini, o dönemin AGD Adıyaman şube başkanı kıymetli Bedrettin Beyazkaya hocamdan dinlediğim zaman lisedeydim. Mavi Marmara gemisinin Adıyaman şehidi Fahri Yaldız ağabeyimizin hatırasına seslendirmişti bu ezgiyi dernek binamızda…

Öyleydi bir zamanlar… Başkanlarımız, hocalarımız, ağabeylerimiz bugünkü kadar protokol meraklısı değillerdi. Cihad konuşurlardı… Şehadet konuşurlardı… Allah için yaşamak yetmez! Allah için ölmelisiniz, ölmeliyiz kardeşler! Derlerdi. Tağutu anlatırlardı. Neden ve nasıl yıkılması gerektiğini… Her birimizin yüreğine birer balta, birer asa verirlerdi. Yıkılması gereken putlarsa… Nemrutsa… İbrahim olacaksınız! Firavunsa, Musa gibi Nil’e dalacaksınız! derlerdi. Kuyuda hayatta kalmanın sırlarını öğretirlerdi ki Yusuf gibi karşı duralım çağın tüm ifsadına…

Teşkilat ile tanışmama vesile olan kıymetli Ahmet Beyazkaya hocam bir sohbet sırasında demişti ki; “Rotası Amerika’ya doğru olan bir gemide namaz kılınmaz!” Allahuekber… Mecazen söylenen bu söz, olaylara bakış açımızı derinden sarsmıştı. Talha Aktulum ağabeyimiz vardı. Emeği çoktur üzerimizde… O dönemlerde genel merkezde görevliydi. Her aracına bindiğimizde şehadet marşları, ezgileri çalardı. Kendi kendine sürekli bu parçaları mırıldanırdı. Rıdvan abi… Abuzer abi… Suat abi… Üzeyir abi… Herkesin ağzında tek bir zikir… Cihad… Cihad… Cihad…

Saadet Partisi il başkanımız, Haşim Asnuk başkanım bir gün demişti ki; “İbrahim sen heyecanlısın, delikanlısın şu an yaptıklarımızı az görüyorsun ama biz rüzgâra karşı duruyoruz, bir gün bizi anlayacaksın…” Anladım. O küçücük........

© Milli Gazete