menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müdafaa olmasaydı…

18 0
24.09.2026

“Müslümanların tarihi” dediğimizde pek çok insan, bu tarihin Hz. Peygamber ile başladığını düşünür. Oysa Müslümanların tarihi, Allah’ın ilk peygamberi görevlendirmesine kadar uzanan bir zaman dilimini kapsar. Buna göre tarihteki hadiseler ve bugün şahit olduklarımız, birbirlerinden bağımsız, irtibatsız ve alakasız olaylardan ibaret değildir. Bugün yaşadıklarımız ve şahit olduklarımız, binlerce yıllık bir zincirin halkaları mesabesindedir. İnsanlık tarihi boyunca kat edilen zaman dilimleri birer halkaya dönüşmüş, bu halkalar birbirine eklemlenmiş ve her yeni asırda yeni halkaların ilave edilmesiyle geçmişten bugüne uzun bir zincir meydana gelmiştir. Müslümanların tarihi, bu zincirin adıdır. Bugün yaşadıklarımız zincirin ilk halkası olmadığı gibi son halka da değildir. Bu zinciri kavramak, anlamak ve halkalar arasındaki irtibatları yakalamak, düşünce dünyamızda hadiseleri doğru anlamlandırmamızı ve yorumlamamızı mümkün kılacaktır.

Tarih zincirinin halkaları

Müslümanların tarihinin birbirine geçmiş halkalardan oluşan bir zincir olduğuna dair kabulümüz, Kur’an kıssalarını okurken göz önünde bulundurmamız gereken en önemli esas olmalıdır. Kıssalar zincirin halkaları gibi birbirine eklemlendiğinde Müslümanların tarihini oluşturacaktır. Ders çıkarıp ibret almanın başlangıç noktası da budur. Bu husus ana esas olarak belirlendikten sonra şu yöntem sırasıyla takip edilmelidir:

Birincisi tefsir tekniğine bağlı bir tarih ve kıssa okuması esnasında kıssalarda anlatılan hadiseler ile o konuyu anlatan ayetlerde geçen kelimelerin uyumuna ehemmiyet göstermek lazımdır.

İkinci olarak Kur’an kıssalarını okurken kıssada konu edilen kavimlerin benzer olanlarının aynı tarih zincirinin özelliklerini barındırdığını ve yansıttığını bilmeliyiz. Mesela Lut kavmini, İsrail oğullarının karakterinden ve peygamberlere başkaldırılarından ayrı düşünmemeliyiz.

Üçüncü olarak ayrı tarihi olaylardan bahsettiğini tesbit ettiğimiz ayetler arasında kelime ve cümle benzerliklerinin bulunup bulunmadığına odaklanmalıyız. Eğer anlatımın, üslubun ya da ayetlerin birbiriyle benzerliği varsa ya da ayetler aynı cümlelerden oluşuyorsa bu kıssalar arasında mesaj ve tarihi olaylar dizisi bağlamında bir alaka olduğunu görmek kaçınılmazdır. Söylediğimiz bu hususun tefsir okuyucuları tarafından yeni veya farklı bir yorum usulü olduğu düşünülebilir. Bu nedenle kıssaların tarihi zincir ağını ve ayetlerdeki kelime dizilerinin aynılığını bir örnek üzerinden misallendirmek istiyoruz:

Tarih, zincir ve kıssa ilişkisi

Kur’an okuyan bir kişi, Bakara Sûresi’nde Dâvûd’un Câlût’u (Golyat) öldürüş sürecini ve Müslümanların düşmanla yüzleşinceye kadar pek çok imtihana tabi tutulduğunu okur (Bakara 2/251). Aynı okuyucu, Hac Sûresi’nde Bedir Savaşı’nın gerekçesini ve Allah’ın Müslümanların savaş meydanında düşmanla göğüs göğüse çarpışmasına izin verişini de okur (Hac 22/40). Ancak Dâvûd’un Câlût’u öldürüşünü anlatan ayetlerle Bedir arasında bir anlam ilişkisi kuramaz. Zira klasik anlatımlarda ve tefsirlerde genellikle bu iki hadise ayrı ayrı kıssalar halinde değerlendirilmiştir.

Klasik tefsirlerde Dâvûd’un Câlût’u öldürmesi, İsrail oğulları ile ilişkili bir kıssada az sayıda Müslüman arasında bulunan bir peygamberin küçükken gerçekleştirdiği bir zafer anlatısı içinde tasvir edilir. Bedir ise bu hadiseden binlerce yıl sonra hem de Filistin’den binlerce kilometre........

© Milli Gazete