menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müslüman toplulukların birliği: Hemen, şimdi!

6 1
09.02.2026

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan yeni dünya düzeninde Siyonistler; siyaset, ordu, sermaye ve medyayı etkisi altına aldı ve Soğuk Savaş stratejisiyle kendi tiyatrosunu oynatmaya başladı.

Dünya genelinde olduğu gibi, Müslüman ülkelerin başındaki liderlerin önemli bir kısmı da bu kapitalizm-komünizm tiyatrosunda farklı tercihlerde bulundu.

Üniversite öğrencilerinin maruz kaldığı zorunlu seçmeli tercih dayatmasını andıran bu süreçte, kayıkçı kavgasına aykırı ama insanlığın kurtuluşu için haykırıcı alternatif ses Müslüman topluluklardan geldi.

Hususen itidal çizgisini temsil eden, aşırılıktan ve şiddetten uzak duran, her türlü provokasyona karşın sisteme karşı sistem içinde kalarak mücadele etme stratejisinden taviz vermeyen bu topluluklar kapitalizm-komünizm kıskacından sıyrılarak adil bir düzenin tesis edilebileceğine dair inancı en azından bir köz gibi sıcak tutmaya, fırsat buldukça bu közü harlamaya ve çoğaltmaya çalıştılar.

Müslümanların önderliğinde adil yeni bir dünyanın kurulabilmesinin sadece bir temenni olmadığı, Müslüman toplulukların yaşadığı coğrafyanın ve sahip olduğu nüfus gücünün Müslümanlara bu jeopolitik imkânı sunduğunu, dolayısıyla Müslümanların siyasi aksiyon almaları ve bir bütün halinde hareket edebilmeleri durumunda sömürü dünyasının yerini adil dünyaya teslim edeceğini bir şuur olarak aşılamaya gayret ettiler.

Özellikle 1980 sonrası dönemde artan yoğun iş birliği, hareketlerin birbirleri arasındaki görev dağılımı ve koordinasyonu “ümmet” kavramını somutlaştıran, “bünyanün mersus”un yüklendiği manayı mücessem hale getiren bir nitelik arz etti.

Elbette bu bir mücadele ve mücadelenin özünde çıkışlar........

© Milli Gazete