Aylardan beri ülkede bir seçim havası estiriliyor. Normal olarak Haziran 2023’te yapılacak olan seçimler aylardan beri gayri resmi olarak ilan edildi ve partiler de sanki seçim kampanyalarını başlatmış durumdalar. Hemen belirteyim ki, yapılan işte bir yanlışlık yok ama kulislerde iktidar kanadının zaman zaman bir erken seçim kararı alabileceği konuşuluyor. Konuşulmanın da ötesinde, iktidarın 20 yılın hesabını vermekten bir an evvel kurtulmak için, özellikle de ekonomik krizin giderek ağırlaşması da buna eklenince baskın seçimi iktidar kanadının bir taktik olarak kullanacağı iddiaları yaygınlaşıyor. Böyle bir yola başvurulur mu bilinmez, kaldı ki vurulması da anayasal bir haktır. Ancak seçim kampanyasının resmen başlamamış olmasına rağmen ortalık adeta toz duman ile kaplanmış, kimin ne söylediği anlaşılamaz olmuş durumda. Özellikle de ortalığın böylesine gürültü ile kaplanmasını iktidar kanadının istediği de görülüyor.

Böyle bir noktada akla ilk planda, “Niçin?” sorusu gelebilir. Hemen belirteyim ki, 20 yıldır iktidarda olan bir partinin bugün ülkenin geldiği noktayı allayıp pullayıp topluma sunması, yaşanan krizler sebebiyle işine fazlaca yarayacağa benziyor. Özellikle hesap vermek durumunda olan iktidarın ülkede yaşanan sıkıntıların sorumluluğunu muhalefete yükleme çaba ve taktikleri ister istemez başlatılmış olan seçim kampanyasında partilerin, ülkenin sorunlarının çözümü için ne gibi teklifleri olduğu maalesef tartışılamıyor. Çünkü kamplaştırıcı tavır ister istemez özellikle iktidar kanadının seslerini yükseltmekte, sesler yükseldikçe de kimin ne söylediği topluma sağlıklı bir şekilde ulaşamamakta. Böyle olunca iktidarın muhalefete yüklenerek 20 yılın hesabını vermekten kurtulma çabasında olduğu havası esiyor.

Hâlbuki serinkanlı bir şekilde ülkenin içinde bulunduğu iç ve dış sorunlar konuşulabilse, bunlara ne gibi çözümler getirilebileceği tartışılsa, kısacası partiler ülkeyi ve insanımızı rahata ve huzura kavuşturacak projelerini topluma sunsalar ülke kazanacaktır. Ancak estirilen havaya bakıldığında özellikle iktidar kanadı, ülkenin ne kazanacağından çok kendilerinin seçimi kazanmalarının hesabını yapıyorlar. Bunda elbette yadırganacak bir taraf olmayabilir. Çünkü her parti, seçimi kazanmak isteyecektir. Ancak 20 yılı aşkın bir iktidar sürecinin ardından hâlâ birikmiş sorunların çözümünü hep ileri bir tarihe ertelerken, bunun yanında muhalefeti ülkede tüm sorunların sorumlusu gibi göstermesi, muhalefeti özellikle terör işbirlikçiliği ve hainlikle suçlayarak kendilerini aklamaya çalışmaları siyaseten ne kadar doğrudur düşünülmesi gerekiyor.

Çünkü iktidar kanadı öylesine çelişkili iddialar ileri sürüyor ki; bu çelişkileri toplumun dikkatinden kaçırmak için olsa gerek, her geçen gün seslerini biraz daha yükseltiyorlar. İthamlar ve suçlamalar giderek ağırlaşıyor. Söz gelimi enflasyon rakamının ulaştığı noktadan dolayı hiçbir sorumluluk üstlenmeyen iktidar, sanki ülkeyi bugünkü duruma kendileri düşürmemiş gibi, enflasyonu tek haneye indireceklerini söylüyorlar. Ortalığı kaplamış gürültü sebebiyle de “Madem enflasyonu düşürmenin yolunu biliyorsunuz, niçin bu noktaya gelmesine izin verdiniz?” soruları da arada kaynayıp gidiyor.

Dış politikada komşularımızla sıfır sorun diye iktidara gelenlerin bugün sorunsuz bir komşunun kalmamış olmasını topluma izah etmeleri gerekirken hâlâ bu noktaya gelmiş olmayı da başarı gibi takdim edebiliyorlar. Siyaset bu mudur? Yani akı kara, karayı ak göstermek midir? Bilmem ama eğer siyaset bu ise bu işte yanlışlık var demektir. Çünkü siyasilerin hedefi iktidar olmaktır ama yeri geldiğinde istifa etmeyi de bilmeleri gerekmez mi? Oturdukları koltuğu muhafaza edebilmek için kendilerini sütten çıkmış ak kaşık, muhalefeti ise ülkenin bütün sorunlarının müsebbibi olarak gösterme tutarsızlığının ülkeye kazandıracağı bir şey olabilir mi?

QOSHE - Hesap Vermesi Gerekenler Hesap Soruyor!.. - Abdülkadir Özkan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hesap Vermesi Gerekenler Hesap Soruyor!..

4 0 15
22.10.2022

Aylardan beri ülkede bir seçim havası estiriliyor. Normal olarak Haziran 2023’te yapılacak olan seçimler aylardan beri gayri resmi olarak ilan edildi ve partiler de sanki seçim kampanyalarını başlatmış durumdalar. Hemen belirteyim ki, yapılan işte bir yanlışlık yok ama kulislerde iktidar kanadının zaman zaman bir erken seçim kararı alabileceği konuşuluyor. Konuşulmanın da ötesinde, iktidarın 20 yılın hesabını vermekten bir an evvel kurtulmak için, özellikle de ekonomik krizin giderek ağırlaşması da buna eklenince baskın seçimi iktidar kanadının bir taktik olarak kullanacağı iddiaları yaygınlaşıyor. Böyle bir yola başvurulur mu bilinmez, kaldı ki vurulması da anayasal bir haktır. Ancak seçim kampanyasının resmen başlamamış olmasına rağmen ortalık adeta toz duman ile kaplanmış, kimin ne söylediği anlaşılamaz olmuş durumda. Özellikle de ortalığın böylesine gürültü ile kaplanmasını iktidar kanadının istediği de görülüyor.

Böyle bir noktada akla ilk planda, “Niçin?” sorusu gelebilir. Hemen belirteyim ki, 20 yıldır iktidarda olan bir partinin bugün ülkenin geldiği noktayı allayıp pullayıp topluma sunması, yaşanan krizler sebebiyle işine fazlaca yarayacağa benziyor. Özellikle hesap vermek durumunda olan iktidarın ülkede yaşanan sıkıntıların sorumluluğunu muhalefete yükleme çaba........

© Milli Gazete


Get it on Google Play