menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kiraz Zamanı

57 0
29.03.2026

Arsız gülüşler… Gençlerinden biri, ağacın tepesinde, diğeri apartmanı çevreleyen duvarın üstünde, bir teki ağacın altında yalanıyor. İşte bir avuç, bir avuç daha… Ağaç hırpalanıyor. Hoyrat, kaba, eller çekinmesizce, “hınçla” kirazları çekiyor.

Apartman sakinlerinden bazılarının, meyve toplattığını düşünüyor bir an… Fakat bir duygu itici, çekiştirici, yüreğinin paçasını bırakmayan o ağırlık, başının merkezindeki rahatsızlık… Duygunun şiddeti kadar, hissin sivriliğinin, batıcılığının şiddeti… Görünürdeki kadar, gizli bir manzaranın da saldırı dehşeti…

Çocukların kıyafetlerinden değil, hareketlerinden inciniyor. Küfreder gibi, dövüşür gibi, her şeyin içine tükürür ya da yestehler gibi…

Duvardaki, yere, bahçenin içine atlıyor. Fütursuzca çimenleri, boy atmaya çalışan çiçekleri, kabını çatlatmaya çalışan çekirdeği; evin bahçenin ve dünyanın yeşilini/ümidini çiğniyor.

Dünya bu yeme, tüketme şehvetinden ibarettir artık.

Hâlbuki yoldan geçmekte sadece… “Ne yapıyorsunuz orada? Bu Kiraz ağacı sizin mi?” dese. “Utanmıyor musunuz?” diye, esasında kendi içini silkelese.

Müdahale edebilir mi? Ne değişirdi? Mevcut şahsiyetinin “haysiyetli yanıtları” olabilir miydi?

Fakat “korkuyor”. Cevaplardan… Ürüyen sorular ve karşılıklardan…

3 genç.. 30 genç… 3000…sayısızca, saygısızca… Önünde hortlamış, kabarık diziler uzanıyor.

Sokak boşalıyor. İrileşmiş, azmanlaşmış ve çoktan çocukluktan çıkmış çapulcular; yağmacı istilacı tecavüzcü ufak(lık)lar yeryüzünü dolduruyor.

Gençler ona saldırıyor. Cüzdanını gasbediyor. Kaşla göz arasında cep telefonunu aparıyor, zannederse canını da “yürütüyor”. Hamutuyla yutulan........

© Merhaba Haber