menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rivayet Muhtelif (14) | Özlem Kaygusuz ile söyleşi: ABD hegemonyası çöküyor mu?

20 0
11.04.2026

Son güncelleme: 11 Nisan 2026 -

Rivayet Muhtelif (14) | Özlem Kaygusuz ile söyleşi: ABD hegemonyası çöküyor mu?

11 Nisan 2026 Cumartesi

Rivayet Muhtelif’te bu hafta Doç. Dr. Özlem Kaygusuz, İran savaşı sonrası ortaya çıkan küresel tabloyu ve ABD hegemonyasının durumunu Medyascope programcısı Hilmi Hacaloğlu’na değerlendirdi. Kaygusuz, mevcut dönemi yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda “hegemonik dönüşüm süreci” olarak tanımladı.

Rivayet Muhtelif’in bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu’nun konuğu, Doç. Dr. Özlem Kaygusuz oldu. Kaygusuz programda, İran savaşı sonrası sonrası ortaya çıkan küresel tabloyu ve ABD hegemonyasının durumunu yorumladı. 

ABD’nin son dönemdeki dış politikasını değerlendiren Kaygusuz, “Trump dönemi bana göre hâlâ emperyalizm kavramıyla açıklanabilir ama bu klasik bir emperyalizm değil. Daha ilhakçı ve işgalci bir emperyalizmden söz ediyoruz. Uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının devre dışı bırakıldığı, meşruiyet üretme kapasitesinin ciddi biçimde aşındığı bir dönem bu. Amerika’nın hem kendi içinde hem de dünya genelinde büyük bir meşruiyet krizi yarattığını görüyoruz” dedi.

ABD hegemonyası çöküyor mu?

Özlem Kaygusuz, ABD hegemonyasının en kritik kırılmayı askeri gücünün zayıflamasından değil, bu gücün dünyada nasıl algılandığının değişmesinden kaynaklandığını söyledi: 

“ABD hâlâ askeri olarak dünyanın en güçlü ülkesi. Bu tartışılmaz ama artık bu güç talep edilmiyor. Soğuk Savaş boyunca ve sonrasında ABD’nin varlığı bir güvenlik sağlıyordu. Avrupa zenginleşebiliyordu, küresel sistem istikrarlı işliyordu. Ama bugün ABD’nin askeri varlığı bir güvenlik değil, bir risk olarak algılanıyor. ABD’yi İran savaşı üzerinden düşünürsek, nükleer uçak gemilerini bölgeye getiriyorlar ama Hürmüz Boğazı’nı açamıyorlar. Bu askeri açıdan çok ciddi bir başarısızlık. İran’ın özellikle füze teknolojisi ve asimetrik savaş kapasitesi karşısında Amerika’nın klasik üstünlüğünün sınırlı kaldığını gördük.”

“ABD hâlâ askeri olarak dünyanın en güçlü ülkesi. Bu tartışılmaz ama artık bu güç talep edilmiyor. Soğuk Savaş boyunca ve sonrasında ABD’nin varlığı bir güvenlik sağlıyordu. Avrupa zenginleşebiliyordu, küresel sistem istikrarlı işliyordu. Ama bugün ABD’nin askeri varlığı bir güvenlik değil, bir risk olarak algılanıyor. ABD’yi İran savaşı üzerinden düşünürsek, nükleer uçak gemilerini bölgeye getiriyorlar ama Hürmüz Boğazı’nı açamıyorlar. Bu askeri açıdan çok ciddi bir başarısızlık. İran’ın özellikle füze teknolojisi ve asimetrik savaş kapasitesi karşısında Amerika’nın klasik üstünlüğünün sınırlı kaldığını gördük.”

Hegemonya kavramını klasik güç anlayışından ayrıştırarak, asıl kırılmanın rıza üretme kapasitesinde olduğunu belirten Kaygusuz, “Hegemon dediğimiz güç sadece askeri ya da ekonomik olarak güçlü olan değildir. Aynı zamanda kendi koyduğu kurallara diğer aktörlerin rıza göstermesini sağlayabilen güçtür. Bugün baktığımızda ABD’nin bu rıza üretme kapasitesinin ciddi biçimde çöktüğünü görüyoruz” dedi.

Özlem Kaygusuz bu çöküşün Trump döneminde hızlandığını vurguladı:

“Trump faktörü burada çok belirleyici. Sadece politikalarıyla değil, diliyle, müttefikleriyle kurduğu ilişkiyle, uluslararası sistemi adeta bir iş pazarlığına indirgemesiyle ABD hegemonyasının altını oyuyor. Amerika’nın en büyük gücü NATO gibi bir güvenlik mimarisiydi ama Trump bu mimariyi zayıflatan bir siyaset izliyor. Müttefiklerini aşağılayan, tehdit eden, öngörülemez bir liderlik tarzı var. Bu da o güvenlik mimarisinin altını oyuyor.”

“Trump faktörü burada çok belirleyici. Sadece politikalarıyla değil, diliyle, müttefikleriyle kurduğu ilişkiyle, uluslararası sistemi adeta bir iş pazarlığına indirgemesiyle ABD hegemonyasının altını oyuyor. Amerika’nın en büyük gücü NATO gibi bir güvenlik mimarisiydi ama Trump bu mimariyi zayıflatan bir siyaset izliyor. Müttefiklerini aşağılayan, tehdit eden, öngörülemez bir liderlik tarzı var. Bu da o güvenlik mimarisinin altını oyuyor.”

Yeni küresel güç dengesi

Kaygusuz, İran savaşı gibi çatışmaların aslında daha büyük bir dönüşümün parçası olduğunu söyledi:

“Bunlar bir anlamda hegemonik geçiş savaşları. Büyük güçler doğrudan savaşmıyor ama bu tür bölgesel savaşlar üzerinden pozisyonlarını yeniden tanımlıyorlar. Bu nedenle tek bir büyük savaş yerine bir dizi bölgesel çatışma görebiliriz. Üçüncü Dünya Savaşı gibi klasik bir senaryo beklemiyorum. Ama bu tür savaşların silsile halinde devam edeceği, güç dengelerinin bu şekilde yeniden kurulacağı bir döneme giriyoruz.”

“Bunlar bir anlamda hegemonik geçiş savaşları. Büyük güçler doğrudan savaşmıyor ama bu tür bölgesel savaşlar üzerinden pozisyonlarını yeniden tanımlıyorlar. Bu nedenle tek bir büyük savaş yerine bir dizi bölgesel çatışma görebiliriz. Üçüncü Dünya Savaşı gibi klasik bir senaryo beklemiyorum. Ama bu tür savaşların silsile halinde devam edeceği, güç dengelerinin bu şekilde yeniden kurulacağı bir döneme giriyoruz.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Reza Talebi ile söyleşi: Ateşkes İran’ın zaferi mi? Müzakerelerden barış çıkar mı?

Toplum ve Siyaset (16) – Behlül Özkan ile söyleşi: İran savaşı bitti mi, yoksa yeni bir evre mi başlıyor?

İran’da ateşkes: Rahatlama var ama belirsizlik sürüyor

Hilmi Hacaloğlu / Diğer içerikleri

Rivayet Muhtelif (13) | Türkiye’de hukuk krizi: Yargı bağımsızlığı, barolar ve AİHM........

© Medyascope