Taşrada CHP’ye oy vermek: Sosyoloji, örgütlenme ve güven meselesi
CHP’nin metropollerdeki yükselişi taşradaki durumunu yeniden tartışmaya açtı. Kars’tan Konya’ya, Şanlıurfa’dan Yozgat’a uzanan geniş bir coğrafyada parti yöneticileri, seçmenler ve akademisyenler CHP’nin taşra ile ilişkisini değerlendirdi. Örgütlenme eksikliği, ekonomik yetersizlikler, yerleşik siyasal kültür ve dil değişimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Haber: Emir Berke Yaşar
CHP’nin metropollerde son dönemde yakaladığı yükseliş, partinin taşradaki siyasal varlığını ve bu alanlardaki karşılığını yeniden tartışmaya açtı. Süreç, yalnızca seçim sonuçlarını değil, CHP’nin taşrada seçmenle nasıl bir ilişki kurduğunu, bu bölgelerdeki siyasal motivasyonunun ne olduğunu ve AKP ile yürüttüğü rekabetin niteliğini de görünür kıldı. Bu tablonun taşrada nasıl karşılık bulduğunu, CHP’lilerin bu durumu nasıl okuduğunu ve bunun siyasal tercihleri nasıl etkilediğini; CHP’nin taşradaki yöneticilerine, seçmenlerine ve siyaset bilimcilere sorduk.
Geçmişte Kars İl Başkanlığı görevinde bulunan Suat Dülger, taşrada CHP’li olmanın dinamiklerini, partinin söylem ve örgütlenme sorunlarını ayrıntılı biçimde anlattı.
Dülger’e göre metropollerle taşra arasındaki temel fark, toplumsal dönüşüm hızında yatıyor:
“İstanbul, Ankara gibi metropollerde sosyal ve ekonomik değişim çok hızlı yaşanıyor. Taşrada ise toplumsal değişim ağır ağır ilerliyor. Altmışlı, yetmişli, seksenli yılların siyasal refleksleri hâlâ devam ediyor. Bu yüzden buralarda başarılı olmanın yolu kısa vadeli çıkışlardan değil, uzun erimli ve planlı çalışmadan geçiyor.”
Suat Dülger, CHP’nin taşrada yaşadığı temel sorunun ideolojik olmaktan çok örgütsel ve yapısal olduğunu savunuyor. Özellikle süreklilik ve kaynak eksikliğine dikkat çeken Dülger, şöyle diyor:
“Partimizin taşrada bence en önemli eksiği planlı bir çalışma sisteminin olmaması. Bu biraz da ekonomik bir mesele. Köylere gidebilmek için araç lazım, insanları örgütlemek için kaynak lazım. Ama o illerde il başkanı olacak insanlar genelde zengin olmuyor. Zengin olan AK Parti’ye gidiyor, çünkü oradan milletvekili çıkıyor. CHP’den çıkmıyor.”
CHP’nin laiklik ve sekülerlik vurgusunun taşrada nasıl karşılık bulduğuna dair soruya ise Dülger oldukça net yanıt veriyor. Ona göre laiklik, artık tartışılan konulardan biri değil:
“Ben de laik bir insanım ama bugün Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğu bir durum yok. Muhafazakârlar bile laiklikten yana. Kars’ta gördüğüm buydu. Laiklik tartışmaları hâlâ 70’lerin, 80’lerin başörtüsü tartışmaları üzerinden kuruluyor. Buna gerek yok. Laiklikten daha çok demokrasi ve adil paylaşım önemli. İnsanlar otoriter yönetimden rahatsız. Baskıcı devlet istemiyorlar. Bu nedenle CHP’nin dili çok önemli.”
Dülger’e göre taşrada CHP’nin başarı şansı, soyut ideolojik tartışmalardan çok, güven ilişkisi kurabilmesine bağlı. “Etkili kişi” vurgusu bu noktada öne çıkıyor:
“Taşrada başarılı olmak için etkili kişi bulacaksınız. Ama bu, tarikat bağlantısı olan biri değil. Güvenilir, problem çözen insan. İnsanlar kapısına gittiğinde derdine çare bulan kişiye bakıyor. Sağcı mı solcu mu diye bakmıyor.”
Konya’da AKP’ye verilen yüksek oyların yalnızca ideolojik bağlılıkla ya da açık bir baskı mekanizmasıyla açıklanamayacağını söyleyen CHP Konya İl Başkanı Nejat Türktaş, durumu daha çok yıllar içinde yerleşmiş bir siyasal alışkanlık olarak tanımlıyor. Türktaş’a göre Konya’da AKP’ye oy vermek, bireysel bir siyasi tercihten ziyade, toplumsal olarak “normal” kabul edilen bir davranış biçimine dönüşmüş durumda:
“Mahalle baskısı demek belki doğru değil. Kimse kimseyi açık açık tehdit etmiyor. Ama AK Parti’ye oy vermek bir kültür hâline gelmiş. Herkes birbirine zaten AK Parti’ye oy vereceğiz gözüyle bakıyor.”
Bu kültürün seçmen davranışını doğrudan şekillendirdiğini belirten Türktaş, özellikle aile, akrabalık ve mahalle ilişkilerinin güçlü olduğu bölgelerde siyasal tercihin bireysel bir karar olmaktan çıktığını söylüyor. Ona göre Konya’da sandıkta verilen oy, çoğu zaman politik bir tercihten ziyade sosyal çevreyle uyumun bir göstergesi olarak algılanıyor:
“İnsanlar çoğu zaman ‘Ben ne istiyorum?’ diye düşünmüyor. ‘Biz ne yapıyoruz?’ diye düşünüyor. Ailede, mahallede, iş çevresinde AK Parti’ye oy vermek norm hâline gelmişse, bunun dışına çıkmak kolay değil.”
Türktaş, bu durumun CHP açısından en büyük sonuçlarından birinin partinin “olasılık dışı” görülmesi olduğunu vurguluyor. CHP’ye oy vermenin, birçok seçmen için henüz zihinsel olarak mümkün bir seçenek hâline gelmediğini söylüyor:
“İnsanlar CHP’yi sahada görmedikleri için CHP’ye oy verme ihtimalini bile düşünmemiş. Yani CHP’ye kızgın oldukları için değil; CHP’yi bir seçenek olarak hayal etmedikleri için oy........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin
Rachel Marsden