Doğu Ergil yazdı | Ne yapılmalı: Yeni bir iktidar değil, yeni bir yönetme biçimi
Son güncelleme: 5 Ekim 2026 -
Doğu Ergil yazdı | Ne yapılmalı: Yeni bir iktidar değil, yeni bir yönetme biçimi
5 Ekim 2026 Pazartesi
Tercih edilen kaynak olarak ekle
Türkiye’nin ihtiyacı, yeni bir iktidardan önce yeni bir yönetme biçimidir. Çünkü Türkiye’nin yaşadığı kriz yalnızca kötü yönetimlerin, yanlış kararların veya yetersiz kadroların sonucu değildir. Sorun daha derindedir: Devletin nasıl yönetildiği, gücün nasıl kullanıldığı, kaynakların nasıl dağıtıldığı ve yurttaşın devlet karşısında nerede durduğu meselesidir.
Bu nedenle mesele yalnızca iktidarın el değiştirmesi değildir. Aktörleri değiştirmek hükümeti değiştirir; kuralları değiştirmek ülkeyi değiştirir. Aynı kurumlarla, aynı iktidar anlayışıyla, aynı keyfîlik kültürüyle farklı insanların ülkeyi yönetmesi gerçek bir dönüşüm yaratmaz. Türkiye’nin ihtiyacı kişilerin değil, oyunun kurallarının değişmesidir.
Yeni düzenin ilk ilkesi hukukun üstünlüğü olmalıdır. Hukuk, yurttaşın devlete itaat etmesini sağlayan bir araç değil, devletin gücünü sınırlayan bir çerçevedir. Yargı iktidarın uzantısı olmaktan çıkarılmalı; devletin her organı hukukla bağlı hale gelmelidir. Çünkü hukuk güvenilir değilse mülkiyet güvende değildir; mülkiyet güvende değilse yatırım gelmez; yatırım gelmezse refah üretilemez. Demokrasi ile ekonomi aynı kurumsal zeminde yükselir: Öngörülebilirlik ve güven.
İkinci ilke ehliyettir. Devlet sadakatle değil liyakatle yönetilmelidir. Kamu görevi bir ödül, bürokrasi bir sadakat ağı, kamu kaynakları bir ayrıcalık dağıtım mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır. Devletin kapasitesi, yöneticilerin gücüyle değil kurumlarının niteliğiyle ölçülür. Güçlü devlet, güçlü liderin değil güçlü kurumların devletidir.
Şeffaflık istisna değil, kural olmalıdır
Üçüncü ilke hesap verebilirliktir. Yetki kullanan herkes hesabını vermelidir. Kamu kaynağını kullananın, karar alanın, ihale yapanın, vergi harcayanın, güvenlik gücü kullananın denetlenmediği bir yerde demokrasi zamanla gösteriye dönüşür. Devletin kapalı kapıları açılmalı; şeffaflık istisna değil, kural olmalıdır. Çünkü denetlenmeyen güç önce ayrıcalık, sonra keyfîlik, sonunda yolsuzluk üretir.
Dördüncü ilke eşit yurttaşlıktır. Devlet vatandaşlarını kimliklerine, inançlarına, yaşam biçimlerine, siyasi tercihlerine veya devlete yakınlıklarına göre sınıflandıramaz. Cumhuriyetin gerçek sahibi devlet değil yurttaştır. Devletin görevi “makbul vatandaş” üretmek değil, farklı vatandaşların aynı hukuk altında özgürce yaşayabilmesini güvence altına almaktır.
Beşinci ilke güvendir. Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve toplumsal krizlerinin altında büyük bir güven kaybı vardır. Yurttaş devlete, yatırımcı hukuka, genç geleceğe, toplum birbirine güvenmiyorsa hiçbir ekonomik program tek başına ülkeyi ayağa kaldıramaz. Güven propaganda ile değil; adalet, öngörülebilirlik ve kurumların tarafsızlığıyla üretilir.
Türkiye’nin önündeki tercih bu nedenle yalnızca “Kim yönetecek?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: “Nasıl yönetileceğiz?”
Kişilere bağlı bir devlet mi, kurallara bağlı bir devlet mi? Sadakate dayalı bir düzen mi, ehliyete dayalı bir düzen mi? Ayrıcalıklıların devleti mi, eşit yurttaşların cumhuriyeti mi?
Türkiye’nin güçlü bir devlet, barış ve refah içinde yaşayan bir millet olma süreci buradan başlamalıdır:
Kişiler değil kurallar.
Sadakat değil ehliyet.
Keyfîlik değil hukuk.
Ayrıcalık değil eşitlik.
Çünkü değişmesi gereken yalnızca iktidar değildir. Değişmesi gereken, iktidarın anlamıdır.
Anayasa başkanlık sistemi (cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi)
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Doğu Ergil / Diğer yazıları
Doğu Ergil yazdı | Milliyetçiliğin yeni çağı: Kimlikten kapasiteye
Doğu Ergil yazdı: Ulusça soyulmaya hayır!
Doğu Ergil yazdı | Tasarruf sahibinden getiri avcısına: Enflasyon bir toplumun risk ahlâkını nasıl bozar?
Doğu Ergil yazdı: Barışı inşa ederken demokratik hafıza ile intikamcı hafıza arasındaki farkı fark etmek
Doğu Ergil yazdı | Milliyetçiliğin ölçüsü: Ulusal büyüklüğün para birimi
Doğu Ergil yazdı: Teknolojiyi anayasal sınırlar içinde tutmak
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Haftanın diğer yazıları
Mehmet Özdağ yazdı | Dijital itaat rejimi (1): Dört yıl önce yazdık, bugün yaşıyoruz
Esra Huri Bulduk yazdı: Normal bir hayat ne zaman lüks oldu?
İsmail Güzelsoy yazdı: Solun yapay zekâyla sınavı | Engel mi imkân mı?
Mümtaz’er Türköne yazdı: İmamoğlu soyadının borsadaki değeri
Kemal Can yazdı: Kim korkar halkın öfkesinden?
Mete Kaan Kaynar yazdı: LGBTİ ’lar değil mesele, mesele başkasının özgürlüğünü savunmak
Zeynep Duygu yazdı | Kanaat müride, mülkiyet şeyhe: Din adına konuşanlar servete neden susuyor?
Mazlum Vesek yazdı | Bu bir özeleştiri filmidir: Patates Kızartması
İsmail Fatih Ceylan yazdı: Turgut Özal’ın yolunu açan şanslar
Haftanın en popüler içerikleri
Cevat Düşün yazdı | MGK toplandı, T24 kapatıldı: Artık Türkiye güvende
Gazeteci Cahit Mervan ile söyleşi: “Sürgünü zamana yayılmış ölüm olarak niteliyorum”
Cevat Düşün yazdı | Sümerler öncesi Mezopotamya (7): Hassuna kültürü
Uzaydan........
