menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SAV-AŞ – Yusuf İpekli Yazdı

21 0
01.03.2026

Dünya yanıyor. Dünya evrende durup dinlenmeden hem kendi etrafında hem güneş etrafında döndüğü için sürtünmeden değil, bir iki katilin bitmek tükenmek bilmeyen hırsı için cayır cayır yanıyor.

Gözü dönmüş ABD ile kana ve gözyaşına doymayan katil İsrail bebek, çocuk, kadın, yaşlı, engelli demeden attığı tonlarca bomba ile katliam üstüne katliam yapmaya devam ediyor. Okul vuruyor okul.

Deyim yerindeyse iki delinin yönettiği ABD ve İsrail “Köpeksiz köyde değneksiz sallanır.” oldu.

Dün ülke basıp yatak odasından devlet başkanı kaldıran bu katiller şimdide nükleer silah bahanesiyle,

Bu saldırı da İran’ın dini lideri dahil üst düzey yöneticileri malesef öldürüldü.

Dünya iki gündür bu saldırıyı seyrediyor.

Bu saldırı esasen tüm dünyanın sonuç çıkarması gereken büyük bir derstir.

Bugün İran’a yapılanlar yarın başka ülkelerin de başına gelebilir. Bu yüzden özellikle ülke olarak bizim, hepimizin çok uyanık olması gerekir.

Çünkü biliyoruz ki İran söz konusu olunca asıl hedef Türkiye’dir.

Bir kere İran’da nasıl bir yönetim vardı? Kadın haklarını umursamayan, özgürlüklerin olabildiğince kısıtlandığı acımasız bir molla rejimi. Ülkede şerri hükümler uygulanıyor, gençler idam ediliyor, kadınlar recm yoluyla katlediliyordu. Baskı, zulüm, korku İran egemen güçlerinin en acımasız silahı değil miydi?

Bir tehditti İran. Hem ülkemiz için büyük bir tehditti hem de Ortadoğu için…

İran yönetimi katil miydi? Evet.

İran yönetimi eli kanlı katil miydi? Evet.

İran yönetimi halkı tarafından sevilen, sayılan bir yapı mıydı? Hayır.

İran’da demokrasi var mıydı? Hayır.

Seçimler göstermelik miydi? Evet.

İran, rejimini ihraç etmek için diğer ülkelerde aydınları katletti mi? Evet.

Bütün bunlar İran’a ABD ve İsrail’in saldırısı normal görülemez. Anlayışlı karşılanamaz. İyi oldu molla rejimi gidiyor, İran kurtuluyor denilemez.

Eğer yönetimden şikayet varsa ki var, buna karar verecek olan İran halkıdır. İran’a demokrasi gelecekse bunu ne ABD ne de İsrail getirebilir, demokrasiyi ancak ve ancak İran halkı sayesinde hayat bulur. Onların amacı belli: “Büyük İsrail’i oluşturmak.“, ve “İran’ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmek için önce işbirlikçi birini başa geçirip sonra ülkeyi bölüp parçalamak.”

Bu nedenle dünya İran’a yapılan bu saldırıya açık olarak tavır almalı, ABD ve İsrail’in bu katil yaklaşımına karşı durmalıdır. Bu nedenle savaşın ne demek olduğunu çok iyi bilen Gazi Meclis hemen toplanmalı kısır siyasi çekişmeleri bir kıyıya koyup savaşa karşı açıktan tavır almalıdır.

Özellikle Türkiye’nin alacağı tavır oldukça önemlidir.

Çünkü bu savaştan en çok etkilenecek ülke hiç kuşkusuz Türkiye’dir.

Öncelikle petrol ve doğalgaz alanında yaşanacak dar boğaz bizi derinden etkiler. Bakmışsınız sekiz gram mazot yetmiş, yetmiş beş lira olmuş. İnan olsun ne Gabar’ın petrolü (!) ne de Karadeniz’in gazı (!) hiç bir işe yaramaz.

Oluşabilecek olası göç başımıza büyük büyük belalar açar. Suriye, Afgan  göçmenlerinin yol açtığı sorunlar gün gibi ortada.

Zoraki stabil tutulan dolar, avro alır başını gider. Zaten bozuk olan ekonomimiz içinden çıkılmaz hal alır. Hızla daha yoksul hale gelebiliriz.

Ayrıca İran’a yapılan bu saldırıdan çıkarmamız gereken bir başka ders ise istihbaratın önemidir. Bakınız ABD ve İsrail ne yaptı? Başta dini lider olmak üzere üst düzey yöneticileri eliyle koymuş gibi aramadan bulup öldürdü. Demek ki ABD ne yapmış her yere eleman yerleştirmiş. Hani ne diyordu, ABD’nin Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger, “Amerika, ülkesindeki vatan hainlerini bulur öldürür. Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini bulur kullanır.”

O halde bu savaş bizim için ney imiş? Sav(ımız o ki) aş aş…

Ve, ömrünü savaş meydanlarında, cepheden cepheye koşarak geçiren “Yurtta barış dünyada barış!” sözünün sahibi ezeli ve ebedi önderimiz Atatürk’ün, “Savaş zorunlu olmadıkça vahşettir.” sözü hiç ama hiç aklımızdan çıkmamalıdır.

Onu, ilkelerini, ideallerini küçük siyasi çıkarlar uğruna yıpratmaya, yok etmeye kalkmayalım.

Yoksa dün Venezuela’ya, bugün İran’a yapılanlar yarın kimin başına gelir bilinmez.

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 


© Medya Siyaset