Çocukların me(s)lek seçimi – Yusuf İpekli Yazdı
Aydın öğretmen o günde gülümseyerek girdi sınıfa. Yerine oturmadan önce çaktırmadan sınıfı köşe bucak denetledi. Bütün öğrencilerini tek tek ve dikkatlice izleyip gözledikten sonra sessizliği şu cümlelerle bozdu.
“Çocuklar bugün öğretmen oluşumun yirmi beşinci yılı. Çok mutlu ve gururluyum. Dünyaya yeniden gelsem, yeni bir meslek seçme şansım olsa inanın yeniden öğretmen olmak isterdim.”
Daha sözleri bitmeden bütün öğrenciler ayağa kalkarak Aydın öğretmeni dakikalarca alkışladılar.
“O zaman bu dersimizde meslekler ve meslek seçimini konuşalım çocuklar. Şimdi söyleyin bakalım kim, hangi mesleği seçecek?”
Aydın öğretmen üçüncü sınıfı okutuyordu. Sınıfta bir kaç dakika sessizlik oldu.
Bu sessizliği birden ayağa fırlayan Deniz bozdu.
“Ben pilot olup İHA / SİHA, savaş uçağı kullanacağım öğretmenim, ne de olsa, istikbal göklerde.”
Aydın öğretmen diktiği fidanların meyveye durduğunu hissetti. Savaş sözcüğüne tahammül edemese bile gözleri doldu.
Sonra Derya söz aldı.
“Ben çalışmayacağım öğretmenim. Hani şu Yabancı Damat dizisindeki Nazlı var ya, onun gibi bir Niko bulup günümü gün edeceğim.”
“Yabancı Damat mı? Onu ben çocukken izliyordum, dizi çoktan yayından kalktı Derya. Sen Niko’yu nereden biliyorsun?”
“Ooo, öğretmenim haberin yok herhalde internet var internet.”
Aydın öğretmen durakladı, yıllar öncesine gitti geldi. Nazlı dedi, Niko dedi…
Baktı ki gergin zamanların muzibi Metin söz istiyor, parmak işaretiyle haydi Metin patlat bir espri, ortam yumuşasın dedi hiç konuşmadan.
“Ben Cihan gibi köy ağası olacağım öğretmenim. Lüks arabam olur, makam şoförüm olur. Emrinde adam çalışır. Emirler yağdırırım. Kimse karşımda duramaz. Yer içer yatarım. Gel keyfim gel.”
Aydın öğretmen sendeledi. Boğazı kılçık kaçmış gibi gıcıklandı. Sonra Sıla dedi söyle bakalım sen ne olacaksın?
Sıla yanıtladı: “Ne olacak öğretmenim doktor olamasam bile kesinlikle Cihan’ın karısı Alya…”
Burak, “Gücüm kuvvetim yerinde öğretmenim, Kara Adil beni bekliyor, yumruğum para edecek, intikam alacağım. Kısa yoldan zengin olurum, bebeler kazanır ben yerim, her tomar paraya Allah bereket versin derim.” dedi.
Aydın öğretmen diyecek bir şey bulamadı ama Ömer kılıç, kalkan, ok buldu; Salih burun kıvırdı glok, keleş, top…
Hasan villa, şato, malikane deyince, Çilem Sadakat dedi, hanımağa, beybaba…
Aydın öğretmen, sağ cebindeki eliyle bacağına okkalı bir cimcik attı. Adımız Aydın ama galiba sonumuz karanlık diye düşündü. Emekli olsam aylık yetmez, çalışsam çilem bitmez dedi.
Sınıftan çıkarken çok şaşkındı. Hayatın acı gerçeği Kurtlar Vadisi’nin olmasa bile Kuruluş Osman’ın tokadı gibi yüzünde patladı.
Söz bana gelince merak edip sordum: “Ey hükümet ne yaşattığını biliyor musun?”
“Peki sen söyle canım muhalefetim, mümkün değil ya kazara iktidar olursan var mı bir hazırlığın, ne yapacaksın?”
Öyleyse sen öl ki ben de ölem Aydın öğretmen gibi emmi sen öl ki ben de ölem?
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
