Türkiye; Kıbrıs’a, Kıbrıs sorununa gecikmeli taraf oldu…
Futboldan bir benzetmeyle yazıma giriş yapmak istiyorum.
En iyi savunma hücumdur.
Futbolun değişmeyen gerçeklerinden biridir bu.
Sürekli savunma yapan, kendi ceza sahasına kapanan bir takım belki bir süre gol yemeyebilir. Ancak zaman geçtikçe hücum yeteneğini kaybeder. Gol atma becerisi körelir. Daha da önemlisi, oyunun kontrolünü rakibine bırakır.
Siyasette de farklı değildir.
Proaktif siyaset önemlidir ama bazen proaktif olmak da yetmez. Ofansif diplomasi gerekir.
Hele uluslararası kimlik kazanmış bir sorunun tarafıysanız, uluslararası diplomasiyi çok iyi bilmek zorundasınız.
Türkiye Cumhuriyeti, çok zorlu bir Kurtuluş Savaşı’nın ardından kuruldu.
Yeni devlet önce yaralarını sarmak, Cumhuriyet’i kurumsallaştırmak ve ekonomik olarak ayakta durmak zorundaydı. Bu nedenle uzun yıllar kendi sınırlarının dışındaki sorunlarda istese bile iradesini ileri taşıyacak olanaklara sahip değildi.
Kıbrıs bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Türkiye, Kıbrıs’a Kıbrıs sorununa gecikmeli taraf oldu.
1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı kurulurken komuta yapılanmasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden subayların yer alması, Türkiye’nin sınırları dışına fiili çıkışıydı.
Türkiye, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken garantör devletlerden biri oldu.
21 Aralık 1963 sonrasında........
