We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Üzerimize sürülen makam aracı...

251 101 36
05.10.2020

Önceki gün Ankara’da yaşanan adiyattan bir olay, kırmızı plaka ve çakardan başı dönmüş bir makam şoförünün anlık sinirle yaptığı bir hata olarak kalabilecekken, 2020 yılı Türkiye’sinin anlatıldığı bir dönem belgeseline dönüverdi.

Belgesel sosyal medyaya düşen bir videoyla başladı.

Habertürk’te Nihal Bengisu Karaca’nın yazısından okuyalım:

“Cenaze namazının kılınacağı camiinin bahçesine araç alınmıyor. Haberal’ın şoförü girmek için diretiyor. Ankara Belediyesi ile sözleşmeli olan ANFA güvenlik şirketinin görevlisi de yasağı hatırlatıyor, aracın geçişine izin vermiyor.

Görüntüleri izlediğinizde açıkça görüyorsunuz ki, söz konusu tutum sadece Erkan Haberal’ın aracına uygulanmış değil. Yani Erkan Haberal’a ayrımcılık filan yapılmış değil. Belli ki kural konup bir sınır çekilmiş, cami bahçesine arabanla girme kuralı.

Devam edelim: Haberal araçtan inip camiye yöneldikten sadece bir dakika sonra şoförü, bile isteye yapılmış olduğu video kaydında net olarak görülebilecek şekilde aracını güvenlik görevlisinin üzerine sürüyor ve adamcağızı yere seriyor."

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin forsunu taşıyan kırmızı plakalı bir araçla, o aracın parasını veren milletin mensuplarından birinin üzerine sürmek gibi bir vahamet karşısında o makamın sahibi olan milletvekilinin ne yapmasını beklersiniz?

Her makul siyasetçinin yapması gerekeni.

Yine dün Habertürk’te Nihal Bengisu Karaca’nın yazdığını yapmasını:

“Milleti temsil eden kişinin o şoförle yaptığı iş akdini feshetmesini ve kamuoyundan özür dilemesini değil mi?”

Ama, hayır öyle olmadı.

Meclis’te kavgaları ayıran Meclis’in İdare Amirlerinden de biri olan milletvekili, sosyal medya hesabından şöyle mesajlar attı:

“Resmî otomobilimi kullanan şoför arkadaşımla Camiiye giriş esnasında Büyükşehir Belediyesi ANFA görevlisinin son derece kaba ve kırıcı muamelesine maruz kaldım. Önce otomobilimin camına ANFA görevlisinin eliyle vurarak hakeratamiz bir davranışıyla karşılaştım. Bir provokasyon ihtimaline karşılık soğukkanlılık ve sağduyuyla hareket ettim ve otomobilden inip yürüyerek Cenaze Namazı’nın kılınacağı alana intikal ulaştım. Arkasında ANFA görevlisinin önyargılı ve tahammülsüz muamelelerinin şöförümü hedef alarak devam ettiğini, hatta fiili müdahelede bulunduğunu namaz sonrası öğrendim. Doğal olarak da şoförüm tepkisini gösterip otomobili sürünce orada görevli bulunan bir şahsa çarpmış, bunun üzerine da şahsıma iftira kampanyası hazırlanarak sosyal medyadan servis edilmiştir. Olay tamamen bundan ibarettir. ANFA görevlisinin yetkisi olmadan otomobille girişime menfi şekilde müdahil olması, sonrasında bilgim ve dahilim olmadan otomobilimin kurulan bariyerlerin açık kısmından girme teşebbüsü istenmeyen görüntülere yol açmıştır.. Özellikle gelişmelerden son derece üzgün olduğumu paylaşmak isterim. Maksatlı, kötü niyetli ve provakatif ANFA görevlisi olayın yegane sorumlusudur. Konuyla ilgili gerekli inceleme ve takibat devam etmektedir.”

Gerçekten de insanın kanını donduran bir soğukkanlılıkla, Meclis’e ait kırmızı plakalı makam aracıyla, şoförünün bir görevliye çarpmasının “doğal” olduğunu söyledi.

Gelen tepkilere bakılırsa herkes dün Nihal Bengisu Karaca’nın yazısındaki gibi hissetti:

“Hayatım boyunca çok pişkin açıklamaya tanıdık oldum ama itiraf edeyim bu açıklama kadar berbat bir şey görmedim. Beyefendi kendisinin mağdur olduğuna inanıyor. İşçiye tazminat davası açmayı düşündüğünü açıklamasına ramak kalmış. Özür dilemediği gibi neredeyse özür bekliyor. Beyefendi hadiseden üzüntü duyduğunu söylemiş. Ama kendisine yalakalık yapmak içim imdadına koşan ne kadar önemsiz gazeteci ve siyasetçi varsa hepsinin tweetini bu olayı ‘Ankara Belediyesi’ne PKK’lılar doldurmuş onlar da vekilimize kumpas kurmuş’ diye yorumlayan ebleh açıklamaları retweet etmesi gösteriyor ki, ‘üzüntü’ filan duymamış.. Hepsinden daha korkunç olanı şu:........

© Karar


Get it on Google Play