Merhamet bizi insan yapar
Öncelikle belirteyim ki, Sami dillerinde ‘merhamet’in kök anlamı ‘sevgi’dir.
İslâm kültüründe güvenilir hadis kitaplarının başında gösterilen Buhârî’nin el-Câmiu‘-s- Sahih’inde genellikle ahlâk hadislerinin yer aldığı ‘Kitâbu’l-edeb’in 27. babı “Rahmetü’n-nâs ve’l-behâim” (insanlara ve hayvanlara merhamet) başlığını taşır. Burada geçen bir hadisin anlamı şöyledir:
“Adamın biri yolda gidiyordu. Çok susamıştı. Sonunda bir kuyu buldu. İçine inip kanana kadar içti. Çıktığında baktı ki, bir köpek… Hayvancağız susuzluktan hızlı hızlı soluyor, toprağı yalıyor. Adam, ‘Bu köpek de benim gibi yanmış’ dedi ve kuyuya indi. Pabucunu doldurup ağzına aldı, elleriyle tutunarak yukarı çıktı. Hayvanı suya kandırana kadar bunu yaptı. Bu merhametinden dolayı Allah ona teşekkür etti ve günahlarını bağışladı.”
İslâm’ın ilk muhataplarının ana sorunlarından biri merhametsizlikti; merhum Akif’in deyimiyle “bugünden de beterdi”. Dolayısıyla Kur’an’da Peygamber efendimizin ‘rahmeten li’l-âlemîn’ olarak gönderildiğinin bildirilmesi son derece anlamlıdır. Resûlullah’ı tanımlayan bir ayetin anlamı şöyledir:
“Andolsun, size aranızdan öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir; size çok düşkündür; müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur” (Tevbe 9/128).
Onun için Peygamber’in aziz dostları........
