We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çizgi romanda çocuk ve çocuk işçiler

3 2 0
23.06.2022

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ve haftası dolayısıyla etkinlikler düzenleyen Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği “Çocuk Çocuktur, Çocuğun İşi Oyundur, Oyun İyileştirir” sloganıyla önemli soruları gündeme getirdi. Bu sorulardan biri de bu konunun sanatta ne derece yer aldığıydı. Gelin çizgi roman sanatından bazı örneklere birlikte bakalım.

Çizgi roman sanatının ilk örnekleri her ne kadar 18. yy ortalarında ortaya çıkmış olsa da, asıl popülaritesini Alman literatüründe “bilderbogen” olarak adlandırılan eserlerle yakalamıştır. Usta şair ve çizer Wilhelm Busch’un yarattığı yaramaz “Max und Moritz” isimli iki çocuk karakterle de zirveye ulaşarak ABD gazete dünyasını etkilemiş ve kopyalarla taklitleri bugünkü modern çizgi roman anlatısının ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Ancak “çocuk” unsuru çizgi romanda çokça kullanılmış olsa da, ABD ekolü olan çizgi roman ekolünün “comics” adını almasından da anlaşılacağı üzere, içerikler daha çok eğlenceliktir, mizahidir ve ciddi konulara neredeyse hiç girilmemiştir.

Buna karşın yetimler, çalışan çocuklar, hamallık edenler, gazete satanlar, çıraklık edenler, sokak çocukları, genç anneler, askere giden oğlan çocukları, istismar edilenler, ucuz veya bedava iş gücü olarak aile içinde ve dışında çalıştırılanlar hep olağan sayılmış, toplum içindeki konumları uzun yıllar toplum yaşantısını yansıtan mizahi çizgi romanların olağan bir parçası olarak değerlendirilmiştir.

1939 yılında ortaya çıkan süper kahraman akımıyla birlikteyse “kahramanın yardımcısı” sıfatıyla yeni bir çocuk tanımı türetilmiştir. Şövalye yamağı/çırağı temeli üzerine oturtulan çocuk unsuru hem okuyan çocukların özdeşleştiği karakter sayesinde özgüveni artırıyordu hem de yeni bir müşteri tipi olduğundan kazanç kapısı olarak kullanılıyordu. İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte yine çizgi roman eserleri ülkesi için çalışan ve hatta kişinin (çocuğun) kendini feda etmeye hazır olduğunu gösteren yayınlarla doldu.

Öte yandan toplumun cinsiyete göre verdiği roller de büyük oranda öğretici ve yönlendirici yayınlarda işlenmeye başlandı.

Alıcısının çoğunlukla çocuk olduğu çizgi roman sanatı eğlencelik bir meta olmaktan öteye geçemedi. “Çocuk işçi” gerçeği tıpkı mağdur edilen bütün diğer çocuklar gibi ara ara işlenen ama sorunun kökenine bakılmadığı bir süs olarak kaldı.

Ana akım olarak nitelenen alışılmış kahramanlık dizilerinin aksine, 1977 yılında İtalya’da okurla buluşmaya başlayan Giancarlo Berardi yaratısı Ken Parker çizgi roman dizisi dönemin (ve hatta günümüzün) sorunlarına eğilen en gerçekçi örneklerinden biri olup ayrımcılık, ırkçılık, işçi hakları, kapitalizm, eşitsizlik, adaletsizlik, yozlaşma gibi konuları da ele aldı. Dilimize ilk kez Alaska adıyla kazandırılan dizi bir başyapıt olarak eşsiz yerini halen korumaktadır.

Zaman zaman Brechtyen bir üslupla sorunların çözümlerini düşünmeyi okura bırakan dizinin kahramanı çağına uymayan bir olgunluk içindedir ve doğruyla yanlışı sorgulamayı alışkanlık haline getirmiştir. Koşullar gereği avcılık, rehberlik ve çobanlık (kovboyluk) yapmaktadır. Aslında bir bakıma kendisi Vahşi Batı’da dolaşan, doğa âşığı, barışsever bir Flaneur’dür. Aylaktır ve hayatın tadını çıkarmaya çalışırken zorlu Vahşi Batı koşullarına rağmen ısrarla kitap okumakta ve karşısına çıkan olaylara sıradan insanın vereceği tepkileri vermektedir.

Dizinin 59. sayısı olan “Donovan’ın Tayfası” işçi çocuklarının ve çocuk işçilerin en sert işlendiği sayısıdır. Bir önceki “Grev” adlı sayıda yaralanmış olan........

© K24


Get it on Google Play