menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ege’nin İncisi değil, emekçinin İzmir’i: Yaşar Kemal’in izinde

14 0
01.03.2026

Bugün 28 Şubat. Türkiye edebiyatının ve gazeteciliğinin o en gür, en bereketli sesinin, Yaşar Kemal’in aramızdan ayrılışının yıl dönümü. Onu anarken sadece Çukurova’nın sarı sıcağını ya da İnce Memed’in öfkesini değil, tozlu ayakkabılarıyla arşınladığı İzmir sokaklarını, o meşhur "vitrin" ezberini bozan röportajlarını da konuşmak gerekiyor.

Yaşar Kemal için gazetecilik, bir kayıt cihazının soğukluğuna hapsolmuş sorular bütünü değildi. O, haberi "gerçeğin kaba yansıması" olarak görür, röportajı ise "yaşamın özüne, gerçeğin kendisine bir iniş" olarak tanımlardı. 1950’lerde Cumhuriyet Gazetesi için yollara düştüğünde, yolu İzmir’e düştüğünde de tam olarak bunu yaptı. Herkesin "Ege’nin İncisi" diye parlattığı, palmiyelerin ve imbatın gölgesinde bir sahil şehri diye anlattığı İzmir’in o ışıltılı kabuğunu soydu; altındaki o devasa emek coğrafyasını, liman işçisinin nasırlı elini, tütün deposundaki kadının yorgunluğunu gördü.

Onun kaleminde İzmir; Kordon boyundaki şıklık değil,........

© İz Gazete