Yandaşa kestane balı, yurttaşa bozuk meyve!
İçinden çıkılmaz bir döngüye girmişim gibi hissediyorum. Hissetmiyorum biliyorum aslında. Her gün, her hafta her ay aynı suni gündemler, konuşmalar, yalanlar… Ortada bir sistem var, o sistem yürüsün diye herkes rolünü oynuyor. Peki, bunca düzen neden? Bu ülkenin insanı hayal kurmasın; çiçek, böcek düşünmesin ay sonunu düşünsün diye.
Ay sonu… Yazmaya çalıştığım köşe yazılarımda bu kelimeyi kaç kere kullanmışımdır sayamam bile. Döngü bu işte... Bir önceki yazımda bir genç olarak düşüncemi söylemiştim. O siyasetçi bunu söyledi, şu siyasetçi gaf yaptı, bu belediye başkanı yolsuzluk yapmış, iktidar yoluna bakmış derken ülkenin mutlak gündemini kaçırıyoruz, demiştim.
Türkiye’nin önde gelen devlet üniversitelerinden birinde Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü okudum. Mahallelerimizdeki ablaların tıp sevdasından, “sağlık olsun” diyeceği bir bölüm, evet. Sanata, spora merakın, yeteneğin vardır, “mesleğini eline al hobi olarak yine yaparsın” denir; o hobi senin mesleğin olur (ünlü olursun) paranı kazanmaya başlarsın işler o zaman değişir.
Döngü dedik, düzen dedik, üniversite dedik… Hiçbir genç ülkesindeki siyasi gündemin hayatının tam ortasına oturmasını istemezdi diye düşünüyorum. Ben de isterdim sinemaya gideyim, bu köşeyi vizyondaki filmleri kendimce........
