menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MOSA

5 0
yesterday

Soğuk savaş döneminde iki kutuplu dünya sisteminde ve soğuk savaş sonrası Amerikan hegemonyasındaki tek kutuplu dünya sisteminde dünya meseleleri hiçbir zaman köklü bir şekilde çözülemedi.

Dünyada barış, adalet ve düzen sağlamak amacıyla kurulan uluslararası kuruluşların tamamı iflas etti, figüran olduklarını fazlasıyla kanıtladılar ve misyonları bağlamında kelimenin tam anlamıyla havlu attılar.

Emperyalist ve sömürgecilik mantığıyla ülkelerin egemen güç ve güçlere bağımlı kalması için sorunlar çözümsüz bırakıldı, soğutmaya alındı. Dünyada hiç bir zaman zulüm, sömürgecilik, emperyalizm, savaşlar, çatışmalar, darbeler, terörizm, kan, gözyaşı, adaletsizlikler, katliamlar ve soykırımlar bitmedi. Çünkü Müslümanın ve Türkün olmayan dünya sistemi, bunlardan beslendi. Merhametsizlik, şiddet, sapkınlık dünyaya demokrasi, özgürlük ve medeniyet olarak pompalandı. Dünya halkları kandırıldı. Bunun için dört ana propaganda aracı ya da aparat kullanıldı. Bunlar müzik, futbol, televizyon, dizi/sinema. Buna son yirmi beş yılda gelişen internet ve sosyal medyayı da beşinci aparat olarak ekleyebiliriz.

Söz konusu dönemlerde barış, güvenlik istikrar; demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü; adalet, özgürlük, eşitlik ilkeleri ile tüm insanlığın gözü boyanarak profesyonel bir şekilde tüm dünyanın kaynakları çalındı. Gerçi bu çalma ve profesyonel hırsızlık iş ve işlemleri soğuk savaşla da, sanayi devrimi ile de başlamadı. Bu devinim, yeni çağın başlangıcı ile coğrafi keşiflerle başladı.

Ortaçağ İslam devletleri devrinde ve bölgesinde, Türklerin kurduğu iki büyük dünya imparatorluğu devrinde ve bölgesinde kelimenin tam manasıyla gerçek barış, adalet ve refah dönemleri yaşandı.

Günümüzde ve çağımızda ise gerçek barış, adalet ve refah mumla bile aranamıyor. Çünkü egemenler tarafından, çıkarlarının zedelenmemesi için adalet arayanların elinden o mum hemen alınıyor.

Merhum İlber Ortaylı “dünya Türkün adaletini bekliyor” demişti. Çok doğru. Dünyaya Müslüman Türk gelmeden adalet gelmez. İslam dünyasında barış, adalet ve refahın gelmesi siyonizmin, emperyalizmin ve kapitalizmin dizginlenmesi ve etkisizleştirilmesine, coğrafi bütünlüklü bağımsız Filistin Devletinin kurulmasına; dünyada barış, adalet ve refahın yeniden gelmesi de Müslüman Türk Milletinin felsefesinin, teşkilatlanma sistematiğinin ve akıl nizamının yeniden geri gelmesine bağlıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in bir sözünü burada hatırlatmak isterim. Demiştir ki “Yurtta barış, dünyada barış”. Bu sözün anlamı dünyaya meydan okumadır. Ülkemizdeki Batılılık delisi, Batı hayranı, kendisini aşağılık gören, Batıya........

© İstiklal