menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Boş Lafla Değirmen Dönmüyor Canım

12 0
17.01.2026

NENEMİN ablasıydı. Üç erkek bir kız anasıydı. Ramazan ayında doğduğu için adını Şehri koymuşlardı. Seferberlikte kocası şehit düşünce bozkırın bir dağ köyünde garip kalmıştı.

Sabah inekleri harmana çıkarıp çobana teslim edip dönerken “Bir elif miktarı” da olsa Kevser neneme uğrayıp gönül akıttıktan sonra kalkıp hızlıca evine dönerdi.

Dünyanın güldürmediklerindendi. Kahrını azabını sanki hep ona yüklemişti. Yüzündeki çizgilerden bunu anlamak mümkündü. Hep bir yere yetişme telaşıyla yürürdü. Uzun boyuna eşlik eden zayıf bedeni bu hâlini kolaylaştırırdı.

Nenemin tersine o cimri sayılırdı. Koyunların kuzuladığı dönemde biraz bahşiş almak için çoban Aziz amcadan aldığımız tüyoya itibar edip arkadaşımla gider kucağımıza alıp sahiplerine götürerek harçlık kazanmaya çalışırdık. Fukara bir köyde hele de kadınlardan para çıkmayacağını tecrübe etsek de bundan kendimizi alıkoyamazdık. Aldığımız bahşişi bakkala götürür bisküvi ve lokumla takas ederdik. Verilen yumurtaysa evde hiç yedirilmemişiz gibi bahçenin duvar dibinde çalı çırpıyla ateş yakar hanemizden aşırdığımız tava ve tereyağıyla buluşturur kendimize ziyafet çekerdik. Çocukluk halleri işte, ne yaparsın. Emek verilerek elde edilenlerin kıymeti daha fazla oluyordu demek ki.

O gün Şehri nenenin kapısını çalmış muhteşem bir masumiyet ve yardım talebiyle bakan, kan ter içinde getirdiğimiz kuzuyu teslim edip bahşişimizi beklemeye koyulmuştuk ama nafile. Gele gele iki adet kesme şeker gelmişti. “Bu muydu hakkımız” düşüncesiyle şekerleri yere fırlatmış ve hışımla uzaklaşarak oğlu Halit Hocayı aramaya koyulmuştuk. Caminin önündeki meydanda bulduk. Yanına yaklaşıp durumu izah ettik ve aldığımız şekeri söylemeyerek “Şehri nene........

© İstiklal