We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TARİH KÖRLÜĞÜ VE BASİRET BAĞLANMASI (II)

1 1 0
02.09.2019

Tarih körlüğü indi mi insanın gözlerine içi kararır; dünyasını da ahretini de şaşırtır insana. Özellikle yöneticilerin tarihi bilgi, birikim ve şuurundan yoksun oluşları ülkelerini felaketten felakete sürükler.

Tarihin vurgununu yiyen milletlerin toparlanarak kendine gelmeleri zaman alır. Vurgun, o milletin her ferdini bir şekilde etkiler. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir ferdi olarak, tarihin ikinci vurgununu; 4 Temmuz 2003 tarihinde yedim. Irak’ın bir zamanlar bizim olan Süleymaniye ilçesindeki Türk Özel Kuvvetleri mensubu 3 subay ve 8 astsubay’ın görev yaptıkları karargâh, ABD askerlerince basıldı. Benim, varlığı ile her zaman gurur duyduğum Mehmetçiklerim, hiçbir mukavemet göstermeden elleri ve gözleri bağlanarak başlarına çuval geçirildi ve tutuklandılar. O gün, evladını kaybetmiş bir babanın hüznünü yüreğimde duydum. Olamazdı, olmamalıydı.

Mehmetçiklerim, yedi düvelle Çanakkale’de, Kafkaslarda, Balkanlarda, Arap çöllerinde, Kanal Boyunda, Filistin’de, Küt’ül Amara’da, Galiçya’da savaşmış ama asla böylesi bir zillete düşmemişti. Çanakkale’de devrin devlerinin çelik zırhlarına iman dolu göğüslerini siper etmiş ve bu emperyalist uşaklara; “Çanakkale geçilmez” dedirtmişti…

Peki, nasıl olmuştu da bu zelil ve elim teslimiyete Mehmetçik boyun eğmişti. Suç, orada bulunan askerin miydi? Hayır! “Mehmetçik, her durumda komutanının emrine itaat ederdi.” O, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal........

© İstiklal