We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bu Sefer Kosova’ya Murat Hüdavendigar’ı Anmaya -Birinci Kısım-

2 0 0
31.07.2022

NOT: Bu yazı 13-16 Haziran 2022 tarihinde Şehit Hünkâr Murat Hüdavandgar’ın Kosova’dakabri başında anma toplantısı dolayısıyla gerçekleşen gezinin biraz duygusal yanı ağır basan anlatımıdır. Yazı uzun olduğu için ikiye bölerek yayınlamanın uygun olacağını düşündüm. Hayırlı ve bereketli okumalar efendim!

Osmangazi Belediyesince her yıl düzenlenen Kosova Zaferini ve Şehit Hünkâr Murad Hüdavendigar’ı anma törenine bu yıl bizler de davet edildik. Otobüsle gitmek zahmetli olmakla birlikte gezilen ve görülen yerlerin verdiği haz ve dostlarla birlikte olmanın getirdiği hoş sefa keyifli bir yolculuk olmasını beraberinde getirdi.

Mustfa Asım Yediyıldız hocayı başkan seçtik, sabrın ne demek olduğunun örneğini sundu bize. İsmail Güler hocanın ilginç esprileri çok hoştu, hanımefendi cihetinden batı Trakya’da ev sahibi havasına girmesi çok tatlıydı. Bilal Kemiklihocanın heyecanlı ve telaşlı bir şeyler anlatma çabası görülmeye/dinlemeye değerdi. HaticeŞahin hocanın Türkçesini konuşturması öğreticiydi, Şirin hocanın baba ocağına kavuşma heyecanı çok duygusaldı. Adem beyin sorumluluk bilinciyle koşuşturması takdire şayandı.Konuşmasına muhalefet olarak diye başlayanBelediye Meclis Üyesi Safa beyi ve köklü sendikacılığını hemen ele veren Günay beyi tanımak güzeldi. Her an eli deklanşöre giden fotografçımızın eli çabuktu. Ekipte görevli diğer arkadaşların hepsi bir pırlantaydı. Böyle bir toplulukla huzurlu ve uyumlu bir yolculuk yapmak keyifliydi. Kaptanlarımız on numaraydı. Hele Naim beyin tecrübesi, gümrük memurlarıyla başarılı diyaloğu görülmeye değerdi. Hâsılı Kosova’ya seferimiz, şehit hünkâr Murad Hüdavendigar’ı anma gezimiz işte böyleydi. Kelimenin tam anlamıyla harikaydı ve verimliydi.

1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ

Bursa’dan çıkıp 1915 Çanakkale Köprüsünü geçmek yeni tecrübelerimizden biriydi. Yıllardır hayali kurulan bir eser gerçekleşmiş, Çanakkale Boğazına inci misali ışıl ışıl kırmızı beyaz bir gerdanlık takılmıştı. Sembollerin köprüsü denilmesi bir gerçeğin altının çizilmesiydi vetarihe not düşülmesiydi. İsmi bile bu yüzden çok anlamlıydı. Neler yaşanmamıştı ki, o tarihi boğaz ve çevresinde! Köprünün en büyük kazançlarından biriyse dindaşlarımızın ve soydaşlarımızın yaşadığı yerlerin kısalması, sılanın yakınlaşması, yollarının canlanması, hâsılıgöze ve gönle yakışan bir tablonun oluşmasıydı.

İpsala kapısından geçiş Batı Trakya’ya kavuşmaydı. Batı Trakya’nın ne anlama geldiğini Bursa’da yaşayıp da bilmemek ve anlamamak mümkün değildir. Çünkü burada olan her ailenin mutlaka Bursa’da bir parçası vardır.

KAVALA

Yunanistan’da ilk durağımız Kavala oldu. Domuz eti bulaşmamış bir kahvaltı arayışımızburada nelerin değişmiş olduğunu anlatmaya yetiyordu. Bir zamanların Osmanlı kentinde yiyecek hususunda bile tedirgindik. Buradaki Osmanlı izlerini her yönüyle silmek için ellerinden ne gelmişse yapmışlardı. Tıpkı Latinlerin Endülüs’e yaptığı gibi. Sekiz asır Müslümanlarınhüküm sürdüğü koca Endülüs’te bir elin parmakları kadar az sayıda eser ancak ayakta bırakılmıştır. Onu da turistik malzeme olarak kullanmaktadırlar.

Kavala’ya ikinci gelişimdi. Tam tutturamasam da ufaktan bir rehberlik yaptığım bile oldu. Burada görülecek en önemli manzara Osmanlı’ya isyan etmiş olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın doğduğu konak ve önüne Yunanlılar tarafındandikilmiş at üstündeki heykeliydi. İlk gelişimde dikkatimden kaçmış, Kavalalı’nın at üstünde kılıç çekerken tasvir edilmesi. Heykeli Yunanlılar yaptırdığına göre bunun Osmanlı’ya karşı kılıççekme olarak düşündükleri muhakkak. Zaten bugünlerde On İki........

© İnsaniyet


Get it on Google Play