Tefekkür Hanesi
Bazı evler tuğladan, bazıları taş ve kerpiçten yapılır. Ama insanın asıl evi, zihninde ve kalbinde kurduğu hanedir. Ve öyle haneler vardır ki duvarları kitaplarla örülüdür. Raflarında sadece kelimeler değil, zamanın izleri, düşüncenin kıvrımları ve ruhun uğultusu saklıdır. İşte böyle bir hanede yaşamak, yalnızca okumak değildir. Görmektir. Ama görmenin de ötesinde: tefekkür etmektir. Tefekkür; bakmakla yetinmeyip, gördüğünü içte işlemek, onu anlamın derin sularında çözmek demektir. Bu yüzden tefekkür, aslında teşekkürdür. Yani şükürdür. Görmekten doğan, anlamaktan gelen bir minnettarlık. Zamanla bağ kuramayan insan, kendisiyle de bağ kuramaz. Kitapların arasında dolaşırken zamanın nasıl da başka türlü aktığını fark ederiz. Orada saniyeler, dakikalar değildir önemli olan; düşüncenin kaç kıvrım yaptığı, hangi satırda kalbin ürperdiğidir. Çünkü zaman, düşünceyle derinleşir. Ve bir düşünce, kalpte karşılık bulmadıkça sadece bilgi olarak kalır, bilgelik olamaz. Tefekkür hanesinde zaman bir misafir değil, bir ustadır. O bize sadece geçip gitmez, kalır, bekler, gösterir. Her kitap bir........
