menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İFLASTA İSTİHKAK İDDİASININ DEĞERLENDİRİLMESİ

19 0
23.08.2026

İflasta istihkak iddialarının değerlendirilmesi, uygulamada kavramsal ve usulî ayrımların yeterince gözetilmemesi nedeniyle birbiriyle bağlantılı hatalı kararların verilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle, müflis hakkında iflas kararının verilmesinin ardından öncelikle masaya dâhil olabilecek taşınır ve taşınmazların eksiksiz biçimde tespit edilmesi; özellikle müflisin fiilî hâkimiyeti ve tasarrufu altında bulunan malların mülkiyetinin kime ait olduğunun açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.

Üçüncü kişilerin iflas masasına alınan mallar üzerindeki istihkak iddiaları, İcra ve İflas Kanunu’nun 228. maddesinde müstakil olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte, söz konusu iddiaların sağlıklı biçimde incelenip karara bağlanabilmesi için İİK’nın 96, 97, 97/a ve 99. maddelerinde düzenlenen hacizde istihkak hükümlerinin; özellikle istihkak iddiasının ileri sürülmesi, mülkiyet karinesi, ispat yükü, taraf sıfatı ve dava açma yükümlülüğünün hangi tarafa ait olduğu yönlerinden doğru anlaşılması zorunludur. Zira iflasta istihkak uyuşmazlıklarının yalnızca İİK m.228’in lafzı çerçevesinde ve hacizde istihkaka ilişkin genel sistemden bağımsız biçimde çözümlenmeye çalışılması, düzenlemenin kapsamının ve uygulanacak usulün belirlenmesinde yetersiz kalabileceği gibi, maddi gerçeğe ve istihkak kurumunun koruma amacına uygun olmayan sonuçların ortaya çıkmasına da neden olabilir.

İflas kararının iflas dairesine tebliğ edilmesiyle birlikte daire, müflise ait malların defterini tutmaya ve bu malların korunması için gerekli muhafaza tedbirlerini almaya başlar. Müflisin başka bir yargı çevresinde bulunan mallarına ilişkin tespit, deftere kayıt ve muhafaza işlemleri ise ilgili yer iflas dairesi aracılığıyla yerine getirilebilir. İflas dairesi, iflas kararının kendisine tebliğinden itibaren en geç iki ay içinde tasfiyenin adi veya basit usulde yürütüleceğine karar vermekle yükümlüdür.

Bu süreçte müflis, defter tutma işlemleri sırasında hazır bulunmak, malvarlığı unsurlarını iflas dairesine göstermek ve bunları dairenin emrine hazır bulundurmak zorundadır. Bununla birlikte, müflisin elinde bulunmasına rağmen üçüncü kişilere ait olduğu bildirilen veya üçüncü kişiler tarafından üzerinde mülkiyet hakkı ileri sürülen mallar da defter dışında bırakılamaz; bu mallar, ileri sürülen istihkak iddiası ve üçüncü kişi mülkiyetine ilişkin açıklamalar açıkça şerh edilmek suretiyle deftere ve ilgili tutanağa kaydedilir. Böylece malın deftere geçirilmesi, tek başına onun müflise veya iflas masasına ait olduğunu göstermemekte; kayıt işlemi, malın hukuki aidiyetine ilişkin uyuşmazlık saklı tutularak tasfiye sürecinde değerlendirilmesini sağlamaktadır.

Haciz yoluyla takipte, üzerinde istihkak iddiasında bulunulan malın borçlunun veya üçüncü kişinin elinde bulunmasına göre farklı usul hükümleri öngörülmüşken (İİK m.96-99), iflas tasfiyesinde yalnızca üçüncü kişinin mülkiyet iddiasında bulunduğu malın müflisin ya da iflas masasının elinde bulunması hâli açıkça düzenlenmiştir (İİK m.228). Bununla birlikte, iflas masasının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bir malın üçüncü kişinin elinde bulunması ihtimali kanunda ayrıca düzenlenmemiş olsa da, bu durum malın masaya kazandırılmasına ilişkin uyuşmazlığı ortadan kaldırmamaktadır. Böyle bir uyuşmazlığın da görevli ve yetkili mahkemede açılacak bir dava yoluyla çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle iflastaki istihkak davalarının, uyuşmazlık konusu malın iflasın açıldığı tarihteki zilyetliği esas alınarak iki ayrı kategoride incelenmesi isabetlidir: Üçüncü kişinin, masanın elinde bulunan mal üzerinde hak iddia etmesi hâlinde masaya karşı açacağı istihkak davası ile masanın, üçüncü kişinin elinde bulunan ve masaya ait olduğunu ileri sürdüğü malın teslimi veya masaya iadesi amacıyla açacağı dava. Bu ayrım, özellikle taraf sıfatının, dava açma yükünün ve ispat yükünün belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

İflasın açılması ve tasfiyeye ilişkin ilk tespitlerin yalnızca elektronik kayıtlar üzerinden gerçekleştirilmiş olması; iflasın açılmasından önce kullanımı müflise bırakılan, ancak mülkiyeti üçüncü kişilere ait bulunan taşınırların iflas dairesince düzenlenen mevcudat defteri veya tutanağında yer almaması, söz konusu malların müflisin fiilî hâkimiyetinde bulunmadığı sonucunu doğurmaz. İflas dairesinin taşınırların mahallinde tespitine yönelik hiçbir inceleme yapmamış veya bu incelemeyi gerekli özen ve kapsamda gerçekleştirmemiş olması da üçüncü kişilere ait malların masaya dâhil edilmesini ve tasfiye kapsamında satılmasını hukuka uygun hâle getirmez. Zira mevcudat defteri, mülkiyet hakkını kuran veya ortadan kaldıran bir belge olmayıp tasfiye sürecindeki malvarlığı unsurlarının tespitine hizmet eden usulî nitelikte bir kayıttır. Bu nedenle bir taşınırın başlangıçta mevcudat defterine yazılmamış olması, o mal üzerindeki üçüncü kişi mülkiyetini veya istihkak iddiasında bulunma hakkını ortadan kaldırmaz.

İflas tasfiyesi devam ederken müflis şirkete ait mağaza, depo, fabrika, imalathane, üretim tesisi, perakende satış yeri veya benzeri mahallerde üçüncü kişilere ait olduğu ileri sürülen taşınırların tespit edilmesi hâlinde, istihkak iddiasının gecikmeksizin tutanağa geçirilmesi ve uyuşmazlık İİK m.228 çerçevesinde sonuçlandırılıncaya kadar bu malların satış işlemlerinden ayrık tutulması gerekir. Aynı şekilde, mallar başlangıçta mevcudat defterine kaydedilmemiş olsa dahi, tasfiyenin ilerleyen aşamalarında yaptırılan kıymet takdiri, envanter çalışması veya mahallî inceleme sırasında iflas dairesince tespit edilmişse, bunlar hakkında ileri sürülen üçüncü kişi mülkiyeti iddiaları değerlendirilmeden satışa geçilmemesi gerekir. Bu durumda iflas dairesi, malın ne zaman ve hangi işlem sırasında tespit edildiğinden bağımsız olarak istihkak iddiasını kayda almak, gerekli incelemeyi yapmak ve kanunda öngörülen istihkak prosedürünün tamamlanmasını sağlamakla yükümlüdür.

A) Malın İflas Masasının Elinde Bulunması Hâlinde İstihkak Davası

Müflisin elinde veya müflise ait iş yeri, depo, fabrika, mağaza ve benzeri mahallerde bulunan bütün mallar, iflas masasının malvarlığına ilişkin defter düzenlenirken kayda geçirilir. Bu mallardan üçüncü kişilere ait olduğu bildirilen yahut üçüncü kişiler tarafından üzerlerinde mülkiyet hakkı ileri sürülenler de deftere yazılmakla birlikte, söz konusu istihkak iddiası ilgili kaydın üzerine açıkça şerh edilir (İİK m.212). Dolayısıyla malın deftere kaydedilmesi, tek başına onun masaya ait olduğu anlamına gelmez; kayıt işlemi, malın fiilî durumunun tespitine yönelik olup mülkiyete ilişkin uyuşmazlığın İİK m.228’de öngörülen usul çerçevesinde çözümlenmesine engel oluşturmaz.

Bir malın masanın elinde bulunup bulunmadığı, kural olarak iflasın açıldığı an esas alınarak belirlenir. Mal, iflasın açıldığı sırada müflisin elinde bulunmasına rağmen daha sonra müflis tarafından üçüncü bir kişiye devredilmişse, iflasın açılmasından sonra gerçekleştirilen bu tasarruf İİK m.191/1 uyarınca iflas masasına karşı hükümsüzdür. Bu nedenle, zilyetlik sonradan üçüncü kişiye devredilmiş olsa dahi mal hukuken masanın elinde kabul edilir ve istihkak iddiası hakkında İİK m.228 uygulanmalıdır. Üçüncü kişinin malı iflasın açılmasından sonra zorla ele geçirmesi de bu sonucu değiştirmez. Aynı şekilde, müflis ile eşi, çocukları, iş ortakları veya başka üçüncü kişilerin taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde, İİK m.97/a’nın birinci fıkrasında düzenlenen birlikte zilyetlik karinesinden hareketle malın müflisin elinde bulunduğu kabul edilir. Böyle bir durumda üçüncü kişilerin ileri sürdüğü mülkiyet iddiaları da İİK m.228 çerçevesinde değerlendirilir.

Üçüncü kişiler, istihkak iddialarını adi tasfiyenin ilanından itibaren bir ay içinde iflas idaresine bildirmelidir (İİK m.219/2). Bununla birlikte bu süre, mülkiyet hakkını düşüren hak düşürücü bir süre niteliğinde olmadığından, bir aylık sürenin geçmesinden sonra ileri sürülen istihkak iddialarının da dikkate alınması gerekir. Ancak iddianın gecikmeli olarak bildirilmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu malın daha önce satılmış olması mümkündür. Bu durumda üçüncü kişinin malın aynen masadan çıkarılmasını talep etmesi fiilen mümkün olmayacak; istihkak iddiası, koşulları bulunduğu ölçüde satış sonucunda elde edilen ve masaya giren bedel üzerinde ileri sürülebilecektir.

Taşınmazlar bakımından malın kimin elinde bulunduğu, kural olarak tapu sicilindeki kayda göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu m.992 uyarınca tapu sicilindeki kayıt, adına tescil bulunan kişi lehine hak sahipliği karinesi oluşturur. Bu nedenle taşınmazın tapu sicilinde müflis adına kayıtlı olması hâlinde, taşınmazın masanın elinde bulunduğu kabul edilir. Üçüncü bir kişinin bu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı ileri sürmesi durumunda, iflas idaresinin söz konusu iddiayı İİK m.228’de öngörülen istihkak prosedürüne göre değerlendirmesi gerekir.

Hacizde istihkaktan farklı olarak, İİK m.228 kapsamında iflasta istihkak iddiasının konusunu esas itibarıyla üçüncü kişinin ileri sürdüğü mülkiyet hakkı oluşturur. Üçüncü kişilerin rehin, intifa veya irtifak hakkı gibi sınırlı ayni hak iddiaları ile tapu siciline şerh edilmiş önalım, alım ve geri alım hakları ise İİK m.228’deki istihkak prosedürü kapsamında değil, sıra cetvelinin hazırlanması ve bu cetvele karşı başvurulması sürecinde değerlendirilir. İflas idaresi kabul ettiği hakları sıra cetveline geçirir; iddiası tamamen veya kısmen kabul edilmeyen hak sahibi ise İİK m.235 uyarınca sıra cetveline itiraz davası açabilir.

İstihkak İddiasının İncelenmesi ve Dava Süreci

İflasta istihkak iddiasının konusunu, iflasın açıldığı anda müflisin elinde bulunmasına rağmen mülkiyeti üçüncü kişiye ait olan malın iflas masasından çıkarılması oluşturur. Üçüncü kişi tarafından ileri sürülen mülkiyet iddiasının haklı olup olmadığını inceleme ve uyuşmazlık konusu malın iddia sahibine verilip verilmeyeceği konusunda karar verme yetkisi öncelikle iflas idaresine aittir (İİK m.228/1). Bu yönüyle iflas idaresi, yalnızca tasfiye işlemlerini yürüten bir organ olmayıp masaya alınan mallar üzerindeki üçüncü kişi mülkiyet iddialarını ilk aşamada değerlendirmekle de görevlidir.

İflas idaresinin istihkak iddiasını kabul etmesi hâlinde, malın derhâl üçüncü kişiye teslim edilmemesi; ikinci alacaklılar toplantısına kadar muhafaza edilmesi gerekir. Zira ikinci alacaklılar toplantısı, iflas idaresinin istihkak iddiasının kabulüne ilişkin kararını uygun bulmayarak değiştirebilir ve iddianın reddedilmesi yönünde iflas idaresine talimat verebilir (İİK m.237). Bu nedenle kabul kararı, ikinci alacaklılar toplantısının denetim yetkisi gözetilerek uygulanmalı ve uyuşmazlık konusu mal, bu aşamaya kadar masanın muhafazası altında tutulmalıdır.

İflas idaresinin üçüncü kişinin istihkak........

© Hukuki Haber