menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşk bedenlerin değil ruhların sarılmasıdır

21 7
11.11.2025

Aşk, insanın kalbine başlayan en eski yolculuktur. O yolculuğun ilk durağı Leyla’dır; yani görünene, somut olana, bir insana , karşı cinse duyulan o büyülü, vazgeçilmez hayranlıktır aşk.

İnsan önce gözle görür, kulakla işitir, gördüğüne, duyduğuna, hissettiğine aşık olur. Gönle düşen ilk sızı koskoca bir yangının ilk habercidir.

Kaçamak bakışlar, sakarlıklar ve saçmalamalar aşk hastalığının görünen ilk belirtileridir.

Sonra bu hastalık öylesine artar ki artık sevilen kişi yok olur ve AŞKa âşık olunur.

Göz surete takılır ama gönül, suretin ardındaki manayı arar. Ve bu mâna aşktır. Leyla tek bir kadın değil; aşka açılan ilk kapıdır.

AŞKTA FENÂ VE TESLİMİYET

Aşkın evreleri, halleri vardır. Yağmur gibi, kalbe ılık ılık yağan ilk halleri aşkın en coşkun halleridir Aşk yolculuğunun başlangıcı ve en tatlı halidir.

Sezai Karakoç: "Sen geldin benim deli köşemde oturdun" dizesiyle kalbe düşen sızıyı ne güzel somutlamıştır.

Biri gelir ve apansız en deli köşemize kalbime hükmeder ve yolculuk başlar.

Âşıktan mâşuğa doğru çıkılan bu yolculuk AŞK‘ın kendisine olan bir yolculuktur. Bu yolculukta yavaş yavaş kişi kendi benliğini yok eder. Benliği su gibi buharlaştıkça, yağ gibi eridikçe mâşuğun benliğinde, kalbinde var olur.

Artık gözler değil, gönül görür. Kulaklar değil, ruh duyar.

AŞK VE ÖZLEM

Sevgiliye duyulan özlem, tüm yaşamı altüst eder. Sabah uyanınca ,akşam uykuya dalmadan önce ve de aradaki tüm zamanlarda maşuğun özlemi vardır kalpte.

Özlemek, tüm yaşamı kaplar. Yapılan işte, yenen yemekte, dostlarla yapılan sohbette hep yanıbaşında durur Özlemek. Özlem, tüm gün mesai yapar geceleri de Küçük İskender’in: "Biri şu aşkın gece tarifesini kapatsın, geceleri daha fazla can yakıyor."dizesiyle sitem ettiği gibi daha da acıtan zalim bir yaraya dönüşür. Bir zaman sonra görünmeyen, dokunulmayan bir varlığa yönelir........

© HalkTV