Güvenilmez bir ülkeyken "yatıştırıcı" oldu: Pakistan arabuluculuğu nasıl başardı?
ABD ile İsrail ikilisinin İran’a yönelik başlattığı hukuksuz savaşın şimdilik bir ateşkesle “durulması”nda Pakistan gibi hiç tahmin edilmeyen bir ülkenin kilit rol oynaması uluslararası gelişmelerden haberdar olanlar için elbette sürpriz oldu. Arabuluculuk gibi, tarafların güvenini kazanma şartının olduğu bir görevi yıllardır “güvenilir” bir ülke olmamakla bilinen Pakistan’ın üstlenmesi tabii ki incelenmeye değer.
Hatırlayalım, daha yakın zamana kadar sınır komşusu Afganistan’la savaşında ABD’ye destek verirken bir yandan da Taliban’ı destekliyordu Pakistan. Sadece bu bile uluslararası alanda “güvenilmez” olmasına yetmişti. Kaldı ki, iç siyasi sorunlarla boğuşan, "demokrasisi" hayli yaralı bir ülke olarak her yıl “çökmekte olan ülkeler” listesinde üst sıralarda yer alan bir ülke Pakistan.
Dolayısıyla, Umman ya da Katar gibi “arabuluculuk” deneyimleri olan ülkeler yerine Pakistan’ın nasıl öne çıktığını anlamak, alınacak dersler açısından hayli öğretici. Öncelikle stratejik konumlanışı onu bu göreve uygun hale getirdi. Çünkü iç politikasındaki tüm kargaşaya rağmen dış politikada dengeci bir tutum almayı başardığı görülüyor Pakistan’ın. İran’a siyasi olarak yakın olmasının yanı sıra, hem (onca gerginlik yaşamasına rağmen) ABD’yle hem de Suudi Arabistan’la “dengeli” bir ilişkiye sahip. Bu özelliklerinden ötürü, çatışmanın bölgeye yayılması durumunda bundan çok zararlı çıkacak........
