menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Kürtlere vatandaşlık dahi vermeyen kimdi?

12 0
12.01.2026

Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri Halep’te SDG’nin tahakkümü altında bulunan bölgelerdi. 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde SDG bu mahallelerdeki ağır silahlı varlığına son verme taahhüdünde bulundu ancak PKK ve uzantılarının verdikleri sözler konusunda ne kadar “hassas” oldukları herkesin malumu…

Son süreçte SDG’nin buradaki askeri varlığı Suriye’yi gerçek bir devlet haline getirmeye çalışan Şara hükümetinin merkeziyetçi politikalarıyla uyumsuzluk ortaya çıkarttı. Şam’ın bütün iyi niyet dileklerine olumsuz karşılık veren SDG’ye karşı uluslararası desteği de ortadan kaldıran akıllıca adımları zaten görünür olan SDG’nin meşruiyet krizini ayyuka çıkardı. Netice olarak ise Halep SDG’den tamamen arındırılmış oldu. Şam hükümetinin bölge sakinlerine yaklaşımı ise Suriye’de yaşanan esaslı değişimi özetleyen cinsten. Söz konusu mahallelerde operasyon yapacağını önceden ilan eden Şara hükümeti, sivillerin zarar görmemesi adına mahalleleri terk etmesi için iki çıkış kapısı açtı ve bir gün süre vererek Arap ve Kürtlere meselesinin etnik bir esasa dayalı olmadığı çok sarih bir şekilde aktarmış oldu.

“Kahraman askerlerimiz. Kürtler bizim kardeşimiz ve halkımızın asli bir parçasıdır. Biz, tüm halkımızı koruyacağımıza dair kendi kendimize söz verdik. Kürt kardeşlerimiz tacımızın mücevheridir. Onlar diğerlerinden katbekat daha fazla acı çektiler. Hem Esed rejiminden hem de SDG milislerinden zulüm gördüler. Onlarla sevgi ve barış içinde bir arada yaşama vaktimiz gelmiştir.”

Bu sözler Halep operasyonunu yöneten Tuğgeneral Avad Muhammed el Casim’e ait. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Aşiretler ve Doğu Bölge Temsilcisi Cihad İsa Eş-Şeyh ise çatışma bölgesindeki Kürtlere yönelik şu mesajı yayımladı.

Fırat’ın doğusundaki Arap aşiretlerinin ileri gelenlerine, toprağın, tarihin ve kaderin ortakları olan Kürt kardeşlerimize sesleniyoruz: Bugün sizlere ne bir düşmanlık diliyle, ne üstünlük iddiasıyla, ne de tehdit üslubuyla hitap ediyoruz.

Yeni Suriye hükümeti, üstlendiği milli ve tarihî sorumluluğun bilinciyle şunu açık ve net şekilde vurgulamaktadır:
Birinci ve asli tercihimiz barış, diyalog ve milli ortaklıktır. Hukukun çatısı altında, ayrımcılığın ve dışlamanın olmadığı, tüm vatandaşların eşit olduğu bir devlet inşa etmektir. Kürt kardeşlerimize:

Sizler Suriye’nin asli bir parçasısınız. Kökleriniz bu toprağın tarihine derinlemesine uzanır. Fedakârlıklarınız inkâr edilemez, haklarınız pazarlık konusu yapılamaz. Kürtlerin Suriye’deki geleceği geçici dış projelere bel bağlamakta değil; tüm evlatlarıyla güçlü ve adil tek bir devlet içinde samimi bir ortaklıkta yatmaktadır.

Şara hükümetine bağlı asker ve sivil bürokrat iki ismin “üstünlük ve tehdit üslubunun” terk edildiğine yönelik özel vurguları Suriye’nin Baas diktası altında can çekiştiği yıllara ait önemli bir tarih bilincine işaret ediyor. Kürtler bölgede en büyük problemlerini Suriye’de yaşadılar. Suriyeli Kürtlerin kimlik dahi alamadıkları için memur yapılmadıkları herkesin malumu olan konular arasındaydı. Bunları bizzat Salih Müslim de 2014 senesinde BBC’ye verdiği röportajda ifade etti:

“Devletin memuru oluyor. Bazıları hâlâ........

© Haksöz