We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Asıl siz kimin avukatısınız?!

84 22 0
30.01.2020

Elazığ’da yaşanan elim felaket 30 yıl önce yapılmış binaların yıkılmasından bile hükümeti sorumlu tutanların tatsız sosyal medya paylaşımları yaptıkları anlara tanık olmamıza neden oldu.

Sonra başka bir şey daha oldu, yığınlar halinde insan depremi Berna Laçin yapmış gibi davranan tivitler atmaya başladı.

Bir paylaşımı tepki çekmişti ve yapılan bir paylaşımı kınamak doğaldı. Ama soruşturmaya ne gerek vardı onu anlamış değilim.

Ama asıl ilginç olan, bir adamın bir şey söylediği için değil, hiçbir şey söylemediği için linç edilmesiydi.

Herkesçe tanınan, zaman zaman sevilen zaman zaman kızılan bir mizah ünlüsüydü o: Cem Yılmaz

“Yazıklar olsun Cem Yılmaz” diye sövüyorlardı.

Bir kez daha Roland Barthes’ın o benzersiz sözü sahne alıyordu: “Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir.”

Hasan Kaçan, Elazığ’a yüklü bir yardım gönderdiğini duyduğunu aktarmasına rağmen devam etti linç.

Elbette bir ‘geçmiş olsun’ dese iyi olurdu Yılmaz. Ama söylemedi. Eee?

Böyle bir durumun en fazla dedikodusunu yapabiliriz. Ama postmodern Roma’nın postmodern ‘arena’larında hashtag açıp post delmeye kalkışamayız arkadaşlar.

Çünkü bir kamu görevine tekabül etmediği sürece kimse hiçbir şeyi çoğunluğun dilediği şekilde, çoğunluğun dilediği mecrada ve çoğunluğun dilediği zamanda söylemeye, açıklamaya mecbur değildir.

Tam zamanlı Twitter’da yaşayan maaşlı........

© Habertürk