Sahadan aktarıyorum
Basında kadın muhabir olmak, yalnızca bir meslek tanımının ötesinde; çoğu zaman cesaret, direnç ve tutkuyla örülü bir yaşam biçimidir.
Çünkü sahada olmak, olayın merkezinde bulunmak ve gerçeği olduğu gibi aktarmak; masa başında yazı yazmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Özellikle kadın bir muhabir için bu süreç, kimi zaman görünmeyen zorluklarla, kimi zaman da önyargılarla mücadele etmeyi de beraberinde getirir.
Bir haberin en saf hali, sahada doğar. Tozun, gürültünün, kalabalığın ve çoğu zaman belirsizliğin ortasında… İşte tam da bu noktada mesleğini sevmek, bir tercih olmaktan çıkar, zorunluluk haline gelir. Çünkü bu işi gerçekten sevmeyen biri için saatler süren bekleyişler, ani gelişen olaylara yetişme telaşı ya da fiziksel zorluklar sürdürülebilir değildir. Mesleğini seven bir muhabir ise tüm bu koşulları, yaptığı işin doğal bir parçası olarak görür. O, sadece haberi yazmaz; haberi yaşar.
Her koşulda, her şartta sahadan bizzat haber sunmak ise gazeteciliğin en temel reflekslerinden biridir. Bir olayın gerçekliğini en doğru şekilde yansıtmanın yolu, o anın içinde olmaktan geçer.........
