menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye sürecine sosyolojik bakış

11 0
26.08.2026

Aydınların sessizliği, toplumsal hafıza ve barışın sosyolojisi. Türkiye, yıllardır ağır bedeller ödediği terör meselesinin sona erdirilmesi bakımından önemli bir eşikten geçiyor. Devletin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” iradesini ve hükümetin bu doğrultuda yürüttüğü süreci, Türkiye’nin geleceği açısından önemli ve desteklenmesi gereken bir adım olarak görüyorum.

Bir sosyolog olarak bu sürece yalnızca siyasi kararlar üzerinden bakmanın eksik olacağı kanaatindeyim. Çünkü terör, yalnızca bir güvenlik sorunu değildir. Toplumların hafızasında, ailelerin yaşamında ve bireylerin psikolojisinde uzun yıllar iz bırakan bir toplumsal olgudur. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini değerlendirirken, yıllarca terörün gölgesinde yaşamış insanların ne hissettiğini de anlamamız gerekiyor.

Terörün doğrudan yaşandığı bölgelerde yaşayan insanlar için korku, çoğu zaman gündelik hayatın bir parçasına dönüşür. Bir patlama sesi, bir silah sesi, gece kapının çalınması, bir yakının eve geç gelmesi ya da yollarda yaşanan bir olay, insanların zihninde yıllarca taşınan kaygılara dönüşebilir.

Kimi insanlar yakınlarını kaybetti. Kimi insanlar yaşanan şiddetin doğrudan tanığı oldu. Kimi insanlar göç etmek zorunda kaldı. Kimi çocuklar ise terör ve çatışma atmosferinin içinde büyüdü. Bu insanların tamamının deneyimi elbette aynı değildir. Ancak ortak olan bir gerçek vardır: Terör, toplumun güven duygusunu zedeler. Silahlar sustuğunda bu korkunun bir anda ortadan kalkmasını beklemek de gerçekçi değildir. Çünkü travmanın bir hafızası vardır.

İnsanlar yalnızca yaşadıkları olayları değil, o olayların kendilerinde bıraktığı duyguları da taşırlar. Korku, güvensizlik, kayıp duygusu ve “yeniden olur mu?” endişesi, çatışma sona erdikten sonra bile uzun süre varlığını sürdürebilir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye süreci benim açımdan yalnızca terörün sona erdirilmesi meselesi değildir. Aynı zamanda toplumun güven duygusunun yeniden inşa edilmesi meselesidir.

Bir çocuğun geleceğe korkmadan bakabilmesi, bir ailenin yaşadığı........

© Haberton