menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Liyakat

8 0
27.11.2025

Toplumların yükselişi, insanlığın değer skalasında müstesna bir yere sahip olan liyakat kavramının doğru anlaşılması ve hayata geçirilmesiyle mümkündür.
Liyakat, sadece bir göreve uygunluk değil; fazilet bakımından hünerli, meziyet sahibi, yaptığı işin hakkını veren kıymetli insan olma hâlidir. İslam medeniyetinde makamın değil, makama değer katan insanın kıymeti vardır. Bu yüzden liyakat, bir toplumu ayakta tutan görünmez ama en güçlü sütunlardan biridir.


Kur’an’ın Rehberliğinde Liyakat

Kur’an-ı Kerim’de liyakat ilkesi, en açık şekilde şu ayette ifade edilir:

“Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”
(Nisâ 58)


Bu ayet, müfessirlerin ortak açıklamalarına göre yalnızca bir yönetim ilkesi değil, bir medeniyeti inşaa emridir.
Taberî’ye göre burada kastedilen “emanet” yalnızca mal değildir; makam, yönetim, aile sorumlulukları, ilim, yetki ve toplumun tüm yükümlülükleridir.

Elmalılı Hamdi Yazır “emaneti ehline vermek” ifadesini şöyle açıklar:
“Görev ehil, emin ve meziyet sahibi olana verilmelidir. Ehil olmayana makam vermek bir zulümdür.”

Kurtubî ise ayeti hem yöneticilere hem halka hitap eden bir ilke olarak yorumlar:
“Yönetici emaneti ehline vermekle, halk ise ehil olmayanı seçmemekle sorumludur.”


Kur’an’daki Liyakat Örneği: Hz. Yusuf’un Duruşu

Liyakatın Kur’an’da en somut örneklerinden biri, Hz. Yusuf’un yöneticiliğe talip olurken kullandığı ifadedir:

“Beni........

© Habername