menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alev Topuna Dönüşen Öfkemiz...

19 0
03.04.2026

Bazen insan nereden başlayacağını bilemez. Söylenecek söz çoktur ama kelimeler yetersiz kalır. İnsanlığın vicdanını uyandırmak için yüzlerce âlim, fikir adamı ve bilim insanı konuşmuş, yazmış; fakat yine de dünya çoğu zaman zulmün karşısında suskun kalmıştır. Böyle bir tabloda insan kendi kendine soruyor ;Onların başaramadığını ben nasıl başarabilirim?

Yine de susmak mümkün değildir.

Ruhumuz ve kalbimiz birlikte titriyor. Ahlâktan yoksun, kalleşçe yürütülen bir savaşın karşısında adeta ellerimiz bağlanmış gibi, yaşananları çaresizce seyrediyoruz. İçimizde kopan fırtınalar, vicdanımızın itirazı ve kalbimizin haykırışı kalemi elimizden düşürmüyor.

İman sahibi bir insanın olup bitene kayıtsız kalması mümkün değildir. Safımız bellidir. Hak ve hakikat adına bir hayat yaşamak isteyen herkes, içinde bulunduğu zamanı ve kendisini yeniden sorgulamak zorundadır. Böyle anlarda insan, kendi iç dünyasında bir muhasebe yaparken adeta bir muharebe meydanında olduğunu fark eder.

Bugün İslam coğrafyasının parçalanmış hâli ve sergilenen zafiyet, vicdan sahibi herkesi derinden yaralamaktadır. Yeryüzünde yıllardır yaşanan katliamlar, savaşlar ve acılar artık birer haber başlığı gibi geçip gitmemelidir. Çünkü her birinin arkasında paramparça olmuş hayatlar vardır.

O masum çocukların feryadı…Annelerin çaresiz çığlıkları…Evlatlarını koruyamamanın acısıyla sessizleşen babalar…

Bütün bu sesler vicdan sahibi insanların yüreğinde yankılanmaya devam ediyor.

Dünya meydanlarında yükselen itirazlar, çoğu zaman çağın kudretli zalimleri tarafından hükümsüz sayılıyor. Güç ve çıkar hesapları insanlık değerlerinin önüne geçiyor. Ne yazık ki İslam dünyasının pek çok kurumu ve yönetimi de bu acı tablo karşısında çoğu zaman birkaç süslü cümleyle yetiniyor.

Oysa iman sadece sözle değil, gayretle de kendini göstermelidir.

Bütün bu manzarayı gördükçe insanın içinde tuhaf bir arzu doğuyor: çoğalmak… Çok daha fazla olmak… Acı çeken her çocuğun, her annenin, her babanın yarasına merhem olabilecek kadar çoğalmak.

İnsan bazen ister ki varlığı büyüsün, Gazze’nin ve bütün mazlum coğrafyaların semasını kaplasın da tek bir bomba bile yere düşemesin. Ama insanın gücü sınırlıdır. Bu çaresizlik duygusu insanı derinden sarsar.

Tam da böyle anlarda akla şu hakikat gelir:

Bizim yıkım gördüğümüz yerde Allah yeniden inşa ediyor olabilir.Bizim hezimet sandığımız yerde Allah bir zafer hazırlıyor olabilir.

Çünkü yarınlar da Allah’ındır, bugün de Allah’ındır. Dün nasıl O’nun tasarrufunda idiyse bugün de öyledir.

Bu düşünce insana bir nebze teselli verir. Fakat aynı zamanda yeni bir soruyu da beraberinde getirir:Ben bu zulmün neresindeyim?

Acaba farkında olmadan zalimin düzenine katkı sağlayan davranışlarım var mı? Hiçbir şey yapmamak, kötülüğün güçlenmesine zemin hazırlıyor olabilir mi?

Bir söz vardır:“Pasif iyi, aktif kötünün yardımcısıdır.”

Bu söz bize önemli bir sorumluluk yükler. Çünkü kötülüğe karşı sessiz kalmak, çoğu zaman onun büyümesine zemin hazırlar.

O hâlde yapılması gereken bellidir. Önce kendi iç dünyamızdan başlamalıyız.

İlk olarak kulluğumuzu gözden geçirmeliyiz. İbadetlerimizi ihmal ediyorsak Rabbimize yönelmeliyiz. Yapıyorsak daha samimi bir kalple yapmaya gayret etmeliyiz.

İkinci olarak heyecanımızı kaybetmemeliyiz. Heyecanını yitiren toplumlar zamanla her şeyini kaybeder. Bu nedenle iman ve irfan yolunda yürüyen insanlarla birlikte olmak, aynı ideal etrafında buluşmak büyük önem taşır.

Üçüncü olarak zulmü destekleyen ekonomik düzenlere karşı duyarlı olmalıyız. Boykot, sadece geçici bir tepki değil, bilinçli bir duruş hâline gelmelidir.

Dördüncü olarak umutsuzluğa kapılmamalıyız. Çünkü Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez.Ve son olarak duayı hayatımızın merkezine koymalıyız. Dua, müminin en güçlü sığınağıdır.

Bugün yaşananlar hepimize bir yol ayrımını hatırlatıyor: Hak ile batıl aynı yolda yürümez. Safımızı netleştirmek zorundayız.

Kelimeler belki dünyayı değiştirmez. Ama vicdanları uyandırabilir. Vicdanların uyandığı yerde ise değişim mutlaka başlar.


© Habername