İyi İnsanlar da Ölür, İyi Devletler de Yıkılır
Dünya kurulalı beri ne bir insan ne bir kavim ne bir millet ne de bir devlet bütünüyle “iyi” veya “kötü” olmuştur. Çünkü mutlak iyilik de mutlak kötülük de fıtrata uymaz. Bu düzeni iki cihanın da sahibi olan Rabbimiz böyle kurmuştur.
İnsan şaşar, hata eder; milletler yanılır, devletler tökezler. Hiçbirimiz günahsız, tertemiz, kusursuz değiliz. Dolayısıyla bir insana, bir millete, bir ideolojiye veya bir devlete —İslâm hariç— “iyidir, güzeldir, adaletlidir” dediğimizde kastımız yüzde yüz bir iyilik ve mükemmellik değildir; “iyiliği kötülüğünden fazladır” demektir. Aynı ölçü tersine de geçerlidir.
Ayranım Acı Diyen Yok
Bu girizgâhı niçin yaptım?
Çünkü memlekette hangi konu tartışılsa milletçe hep aynı hataya düşüyoruz:
Toptancı bir dil…
Keskin genellemeler…
Karşıtını bütünüyle kötü sayma kolaycılığı…
Rakibimiz olan siyasî, sosyal, etnik veya dinî grupları “kötülerin toplu merkezi” gibi görme eğilimimiz çok yaygın. Bu ise hem aklen yanlış hem vicdanen haksız hem de kişiye ahiret vebali yüklüyor, toplumdaki kardeşlik ruhuna da darbe vuruyor.
Biraz somutlaştıralım. Türkiye’de en çok tartışılan konular siyaset, ekonomi, futbol ve tarihtir. Bunları konuşurken büyük bir yanlışa düşüyoruz:
Ülkede yapılan iyi işleri kendi ideolojimize, inancımıza, ırkımıza, partimize veya takımımıza yazıyor; kötü gidişatı tamamen rakibimize fatura........
