Kamu Vicdanı
Madencilik, dünyanın en eski mesleklerinden biri olduğu kadar, insan emeğinin en ağır şartlar altında kullanıldığı çalışma alanlarından biridir.
Bir de buna Türkiye’de işçinin, emekçinin çalışma şartlarını eklerseniz ortaya çıkan tablo malumdur.
Maden ocaklarında çalışma şartlarının ağırlığı, iş güvenliği ihmalleri ve denetimsizlik yüzünden bu ülke çok ağır bedeller ödedi.
Yüzlerce insan yerin yüzlerce metre altında hayatını kaybetti.
Arkalarında eşlerini, çocuklarını, anne babalarını bıraktılar.
Bu şirketlerin kimlere ait olduğunu burada yazmayacağım. Gerek de yok. Birçoğunu zaten ekranlarda görüyoruz. Bazen başarı hikâyelerini dinliyoruz, bazen hayatlarını dizilerden seyreder gibi seyrediyoruz. Kimileri iktidarın içinde, kimileri iktidarın yakınında, kimileri ise başka siyasi ve ekonomik çevrelerin merkezinde.
Fakat benim meselem bugün şirket sahipleri değil.
Benim meselem, o ocaklara inen insanlar.
Ben onlara “en alttakiler” diyorum.
Çünkü Türkiye’de klasik anlamıyla bir işçi sınıfından söz etmek artık bana yetersiz geliyor.
Bunlar emeğini satarak hayatını sürdürenlerden de aşağıya itilmiş insanlar.
Çalıştığı hâlde geçinemeyenler…
Yıllarca çalıştığı hâlde yarınından emin olamayanlar…
İş güvencesi olmayanlar…
Çocuğunun geleceğini düşünürken kendi geleceğini unutmak zorunda kalanlar…
Ve en önemlisi, hakkını aramak için sokağa çıktığında yalnız bırakılanlar.
Madenciler yalnız değil aslında.
Sağlık çalışanları var.
Toplumun görünmeyen, sesi duyulmayan milyonları var.
Bugün bunların biri veya birkaçı hakkını aradığında........
