Çocuklarımızı Eğitiyor muyuz, Sadece Öğretiyor muyuz?
Bir çocuğa matematik öğretebiliriz. Yabancı dil öğretebilir, bilgisayar kullanmayı, tarihleri, formülleri, kuralları ezberletebiliriz. Peki aynı çocuğa doğru ile yanlışı ayırmayı, başkasının hakkına saygı göstermeyi, sorumluluk almayı, merhameti, adaleti ve birlikte yaşamayı öğretebiliyor muyuz?
Asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü öğretim ile eğitim aynı şey değildir.
Öğretim daha çok bilgi ve beceri kazandırır. Okuma, yazma, matematik, tarih, fizik, yabancı dil, meslek bilgisi öğretimin alanındadır. Eğitim ise insanın davranışlarını, değerlerini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren çok daha geniş bir süreçtir.
Kısacası öğretim insanın ne bildiğiyle, eğitim ise bildiklerini nasıl kullandığıyla ilgilidir.
Bir insan çok şey bilebilir ama iyi eğitim almamış olabilir. Çok sayıda diploma sahibi olabilir ama insan ilişkilerinde saygıyı, hakkaniyeti ve sorumluluğu içselleştirmemiş olabilir.
İşte bugün üzerinde düşünmemiz gereken temel sorun budur.
Bilgiyi artırdık, insanı ne kadar geliştirdik?
Türkiye'de yıllardır eğitim sistemi üzerine konuşuyoruz. Okullar, sınavlar, müfredatlar, ders saatleri, başarı sıralamaları, üniversite kontenjanları gündemimizden hiç düşmüyor.
Fakat tartışmalarımızın önemli bir bölümü aslında öğretim üzerinden yürütülüyor.
Çocuk kaç soru çözdü?
Kaç yabancı dil biliyor?
Hangi üniversiteden mezun oldu?
Bunların elbette önemi var. Bilgi olmadan gelişme, bilim olmadan kalkınma olmaz. Ancak insan yetiştirmeyi yalnızca sınav başarısına indirgersek çok önemli bir alanı boş bırakmış oluruz.
Çünkü hayat bize yalnızca matematik soruları sormuyor.
Hayat bazen önümüze bir emanet bırakıyor ve dürüst olup olmadığımızı ölçüyor. Bazen güç veriyor ve o gücü adaletli kullanıp kullanmadığımıza bakıyor. Bazen bizden farklı biriyle karşılaştırıyor ve hoşgörümüzü sınıyor. Bazen de çıkarımızla vicdanımız arasında tercih yapmamızı istiyor.
İşte o sınavların cevapları test kitaplarında........
