menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Evrensel kavramların ardına saklanan emperyalizm

14 0
14.03.2026

Dünyanın en tehlikeli sömürüsü bazen tankla, bazen bombayla değil; kelimelerle yapılır. Bugün bunun en büyük ustası ise Amerika Birleşik Devletleri’dir.

“İnsan hakları”, “özgürlük”, “demokrasi” gibi insanlığın ortak değerleri, Washington’un dilinde ne yazık ki birer müdahale gerekçesine dönüşmüştür. Oysa dünyanın birçok yerinde artık herkes biliyor ki bu kavramların arkasında çoğu zaman petrol, doğal kaynaklar ve jeopolitik çıkarlar vardır.

1953’te İran’da petrolü millileştiren Muhammed Musaddık devrildi, yerine Muhammed Rıza Pehlevi desteklendi.

Irak’ta petrol politikaları yüzünden Saddam Hüseyin savaşın ve işgalin içinde hayatını kaybetti.

Libya’da petrolü kontrol altına alan Muammer Kaddafi devrildi ve ülke parçalandı.

Bugün ise aynı baskı Venezuela ve yeniden İran üzerinde hissediliyor.

Gerçekten amaç demokrasi mi, yoksa petrol mü?

Çünkü müdahale edilen ülkelere bakıldığında geriye kalan tablo hep aynıdır:

Yıkılmış şehirler, parçalanmış devletler, iç savaşlar ve milyonlarca acı çeken insan…

Demokrasi vaadiyle girilen topraklarda ne gerçek demokrasi vardır ne de insan hakları. Geriye sadece kontrol edilen kaynaklar ve yön verilen siyaset kalır.

Daha da acı olanı ise şudur:

Dünya barışı için kurulduğu söylenen Birleşmiş Milletler gibi kurumlar çoğu zaman bu müdahalelerin karşısında sessiz kalmakta, yaptırım gücünü kaybetmiş bir görüntü vermektedir.

Bugün evrensel kavramlara en büyük zarar, onları kirletenlerden gelmektedir.

“Özgürlük” adına yapılan işgaller,

“Demokrasi” adına yıkılan ülkeler,

“İnsan hakları” adına ölen milyonlar…

İşte emperyalizmin en tehlikeli yüzü budur.

Ve dünya artık şu gerçeği daha yüksek sesle sormaktadır:

Evrensel değerler gerçekten insanlık için mi var, yoksa büyük güçlerin çıkarları için mi kullanılmaktadır?


© Habererk