Dava Adamlığı mı, Mağduriyet Ticareti mi?
"Dava, geçmişi pazarlamak değil; bedelini ahlakla taşımaktır."
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Bazı kavramların ağırlığı vardır.
Her isteyen o kavramları kendi hikâyesine ekleyemez.
"Taş Medrese" dersiniz, bir bedelden söz ediyorsunuzdur. "Yusufiye" dersiniz, inanç uğruna çekilen çileyi, sabrı ve fedakârlığı hatırlatıyorsunuzdur.
Peki her cezaevine giren "Yusufiyeli" midir?
Bir insanın cezaevinde yatmış olması, tek başına onun bir fikir veya dava uğruna bedel ödediğini göstermez. Adli bir meseleyle siyasi veya fikrî mücadeleyi birbirine karıştırırsanız, önce hakikate, sonra gerçekten bedel ödemiş insanlara haksızlık edersiniz.
Asıl mesele de burada başlıyor.
İnsan geçmişini anlatabilir. Hatıralarını yazabilir. Kitap da yayımlayabilir. Bunların hiçbirine itirazımız yok.
Ama hatıra başka şeydir, geçmişten kahramanlık üretmek başka şey.
Kitabın kalınlığı insanın fikrî ağırlığını göstermez. Yaşanmış birkaç hadiseyi sürekli büyütmek, her olayın merkezine kendini........
