Coğrafya kader masalı…
“Coğrafya kaderdir” denildiğinde, çoğu zaman sorumluluktan kaçan bir teslimiyet gizlidir. Oysa asıl kader, aklın devre dışı bırakıldığı, eleştirel düşüncenin bastırıldığı ve cumhuriyetin kurucu değerlerinin günlük siyasetin dar hesaplarına kurban edildiği yerde yazılır. Aklını kullanmayan toplumlar, başına geleni kaçınılmaz sanır; sorgulamaz, hesap sormaz, değiştirmeye cesaret edemez.
Bu topraklarda kader diye sunulanın büyük kısmı, tercihlerimizin ve ihmallerimizin sonucudur. Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği akıl ve bilim yolu, yalnızca bir modernleşme hamlesi değil; aynı zamanda toplumsal bir ahlâk çağrısıydı. Bugün yaşadıklarımız, bu çağrıdan uzaklaşmanın bedelidir.
Politik alanda, kuvvetler ayrılığının zayıflatıldığı, denge ve denetleme mekanizmalarının işlevsizleştirildiği bir iklimde demokrasiden söz etmek giderek zorlaşıyor. Hukuk, kişilere ve dönemsel ihtiyaçlara göre eğilip büküldüğünde, adalet duygusu toplumun tamamında aşınıyor.........
