367 ve 367…
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin 367 imza ile Meclis Genel Kurulu’na sunulması garip bir şey çağrıştırdı… Mahut “367 kararı” ülkeyi siyasi bunalıma sokmuştu!
Aradan 19 sene geçtiği için çoğu kimse unutmuş olabilir… Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür çünkü! 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, vesayet odakları tam saha pres yapıyordu!.. Hedef, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı olan Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtirmemekti. Bunun için askerî cenahtan hamle üstüne hamle geliyordu. Laikliğin tehlikede olduğuna dair açıklamalar gırla gidiyordu. Nihayet 27 Nisan 2007 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından kaleme alındığı iddia edilen “e-Muhtıra” zuhur etti. E-Muhtıra denilmesinin sebebi, bahse konu açıklamanın Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayınlanmış olmasıydı… Hükûmet o gün zinde güçlere gerekli cevabı verdi elbette. O tarihe kadar, silahlı kuvvetler cenahından gelen muhtıra ve müdahalelere karşı hiç bu derece açık, sarih ve kararlı bir duruş sergilenmemişti. Askerî cenahtan gelen bu gayrimeşru müdahale teşebbüsünün, millî iradenin icra gücü olan iktidarın sert duvarına toslaması, Türkiye’de bütün dengeleri kökünden değiştiren bir gelişmenin fitilini tutuşturacaktı…
Bu arada vesayet odakları baskılama teşebbüslerini aralıksız sürdürüyordu. Nitekim devrin Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun o güne kadar işitilmemiş bir garip hukuki(!) yorumu ile 367 meselesi ortaya çıktı. Özetle şöyle bir durum söz konusu oldu: O günkü anayasa hükmüne göre, bir kişinin cumhurbaşkanı seçilebilmesi için ilk iki turda, yine o günkü Meclis üye tam sayısının üçte ikisini alması gerekiyordu… Milletvekili sayısı o vakit beş yüz elli kişi olduğu için, üçte iki çoğunluk 367 ile sağlanabiliyordu… (NOT: 2017 Anayasa değişikliği ile milletvekili sayısı........
