KURUMLARIN AŞINMASI
Bir ev düşünün. Sağlam temeller üzerine kurulmuş, yıllarca içinde insanlar yaşamış olsun. İlk bakışta dışarıdan her şey normal görünür. Çatısı yerindedir, duvarları ayaktadır, pencereleri sağlam görünür. Ama bir süre sonra içeriden küçük çatlaklar başlar. Önce sıvalar dökülür, sonra nem oluşur, ardından duvarlar güç kaybetmeye başlar. İnsanlar başta bunu önemsemez. “Bir şey olmaz” denir. Fakat zamanla o küçük çatlaklar büyür ve gün gelir ev artık eskisi kadar güven vermemeye başlar.
Kurumlar da böyledir.
Bir ülkenin kurumları sadece binalardan ibaret değildir. Adliye binaları, belediyeler, okullar, üniversiteler, devlet kurumları ya da çeşitli kuruluşlar tek başına kurum anlamına gelmez. Asıl kurum dediğimiz şey; kurallar, gelenekler, işleyiş biçimleri ve insanların duyduğu güvendir. Çünkü bir kurumu ayakta tutan beton değil, güven duygusudur.
Kurumların aşınması ise bir anda yaşanan bir olay değildir. Bir sabah uyanıp “Bugün kurumlar yıprandı” denmez. Bu süreç yavaş ilerler. Tıpkı bir demirin paslanması gibi. Başlangıçta kimse fark etmez. Ama yıllar sonra herkes sonucu görmeye başlar.
Mahallede yıllardır alışveriş yapılan bir bakkal düşünün. İnsanlar o dükkâna sadece ekmek almak için gitmez. Güvendiği için gider. Bakkal eksik para üstü vermez, bozuk ürün satmaz, müşterisini tanır. Bir gün bakkal yanlış yapmaya başlasa insanlar önce önemsemeyebilir. İkinci kez olursa dikkat eder. Üçüncü kez olursa güven azalır. Sonunda insanlar başka yerlere........
