We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sayın Süleyman Soylu'ya açık mektup

21 4 30
24.06.2022

"Hepimizi LGBTİ yapmak istiyorlar" endişenizi bir nebze azaltmak için size bu mektubu yazıyorum. Hem de Onur Haftası kapsamında, hak mücadelelerine elimden geldiğince destek verdiğim dostlara da bir selam göndermiş olayım.

2011 Genel Seçimleri öncesi son saha çalışmaları yapıyorduk. Milletvekili adayı olduğum İstanbul 2. Bölge adaylarının toplantısı vardı. Benden hayli genç bir kadın arkadaşım "Melda abla, geçenlerde İstiklal Caddesindeki CHP Standında çalışırken bir grup geldi ve bizler LGBTİ bireyleriz. CHP neden bizimle hiç ilgilenmiyor, biz de vatandaşız, biz de oy veriyoruz, bizim de sorunlarımız var, dediler" diye anlattı. Ben de "ilgilenelim, ne yapalım?" diye sordum. "Bizi derneklerine davet ettiler, gidelim mi beraber?" dedi. "Tamam" dedim.

O güne değin farklı cinsel yönelime sahip arkadaşlarım ve tanıdıklarım olmuştu. Doğrusu özel olarak onların sorunları ile ilgilenmiş değildim, ama hayatımızın bir yerinde hep vardılar. Sizin de yok muydu? Mesela mahallenizde ya da ilk, orta, lise veya üniversite öğreniminizde, "genel normal" algısı dışında hissettiğiniz arkadaşlarınız ya da tanıdıklarınız. Mutlaka vardır. Hatta olmayan da yoktur herhalde. Zeki Müren ile büyümüş, Bülent Ersoy'un kimlik mücadelesine tanık olmuş bir neslin evlatları olarak, değil Osmanlı döneminin farklı cinsel yönelim gerçekleri, insanlığın varoluşundan bu yana böyle bir durumu bilmiyor değiliz. Aramızda varoluşlarının yüküyle yaşayan bu insanlar, kimi zaman müstehzi gülümsemeyle görmezden gelindi, kimi zaman kocakarı ilaçlarına maruz bırakıldılar ya da "nikahta keramet" tedavileriyle düzeltilmek istendiler. Öldürülme, dayak, ağır aşağılama ve alaylarla onursuzlaştırmaya hiç girmiyorum bile... Nasıl yaşadılar, neler hissettiler, ne acılar çektiler, o zamanlar bilmedik. Bir kısmı da görünüşte "tedavi görmüş" gibi davranıp iki ayrı hayat sürdü. Meslek sahibi oldular, evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar. Birçoğunun mutsuz evliliklerini, paralel hayatlarını duyduk. Ayıplandılar insafsızca.

İyi düşünün Sayın Soylu. Mutlaka hayatınızın bir yerinde bu insanlarla temas ettiniz. Yoksa siz de onlara kötü davranan ya da arkalarından "top" diye bağıranlardan mıydınız? Bana öyle gibi geliyor.

Neyse, biz yine 2011'e dönelim. Biz 2 milletvekili adayı ve yanımızda CHP örgütünden bir başka kadın arkadaş ile arka sokakta, daracık merdivenle çıktığımız rengarenk bir ofise girdik. Doğrusu ben bile bize benzemeyen insanlarla karşılaşacağımızı sanıyordum. Orta yaşın altında denebilecek bir kadın ve 2 erkek ile orta yaşın üzerinde 2 kadın ve 1 erkek vardı. Hal hatır sorma ve yaklaşan seçim sohbetlerinin ardından odadaki kişilerle ilgili genel bir fikrim oldu. Orta yaşın altındakiler, LGBTİ bireylerdi. Diğerleri ise ailelerinden birileri.

LİSTAG'ı o gün tanıdım. Siz de tanısanız bu konuya bakışınız değişir. "Hiçbir şey istemiyoruz, yalnızca çocuklarımız nefes alsın istiyoruz" diyen Pınar Abla'nın gözyaşları ve meseleyi anlatışı karşısında hiçbir siyasetçinin taş gibi duramayacağına eminim. 2015'te bir trafik kazasında kaybettiğimiz Sevgili Boysan Yakar'ın annesi Sema Abla'yı da orada tanıdım. Ve daha sonraları birçoğunu...

LİSTAG'ı daha detaylı anlatacağım. O günden devam edeyim. O gün o odada olanlardan biri daha sonra da ortak mücadelelerinde birlikte yürüdüğümüz Mehmet Tarhan'dı. Mehmet o gün bana LGBTİ bireylerin insan hakları ve sosyal hakları konusunda, derneklerin faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

Yaptıkları iş insanları LGBTİ yapmak değil Sayın Süleyman Soylu. LGBTİ olanları sizin gibi farkındalığı olmayanların söylemlerinden ve eylemlerinden korumak, nefes almalarını sağlamak, bu kişilerin eğitim, sağlık, çalışma alanlarında var olabilmelerini........

© Gerçek Gündem


Get it on Google Play