menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KEME VEYA “DUBERAN”

17 0
25.05.2026

Bahar yağmurlarının ardından toprağın bağrından sessizce yükselen bazı nimetler vardır. Onlar ne büyük ağaçların dallarında görünür ne de gösterişli pazarlarda ilk bakışta dikkat çeker. Fakat kıymet bilenler için değerleri altınla ölçülür. İşte bunlardan biri de bölgemizin kadim lezzeti olan keme mantarıdır. Keme, tarihi seyri içinde efsanelere konu olan bir yiyecektir “İnanışa göre bir anne kıtlıkta çocukları için yiyecek bulamaz. Allah’a isyan etmeden bir toprak kaba birkaç çakmak taşı ve su koyup kaynatır. Çocuklarına taş çorbası içirir, buna da şükrederek kaptaki taşları toprağa atar ve o anda taşlar keme mantarına dönüşür. O gün bu gündür insanlar böyle bir lezzeti hiçbir şeyde bulamazlar.”(Önder Şenyapılı, Damakta kalan tatların akılda kalan adları adlı eserinden)

Bilimsel adı Terfezia boudieri olan keme; Mardin’den Şanlıurfa’ya, Gaziantep’ten Mezopotamya’nın geniş bozkırlarına kadar uzanan coğrafyada yalnızca bir yiyecek değil, aynı zamanda kültürel bir hafızadır. Özellikle ilkbahar aylarında yağmurun ardından toprağı hafifçe kabartan izleri takip edilerek bulunur. Kimi zaman közde pişirilir, kimi zaman etle buluşur, kimi........

© Gazete İpekyol