We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gazeteciye saldırı ve 'yok sayma' hürriyeti

127 43 19
10.03.2021

Bu haftaya yine hareketli, hararetli ama pek de hayırlı olmayan gelişmelerle başladık. Gazeteci Levent Gültekin’e Bakırköy’de yapılan saldırı ve Ekrem İmamoğlu’nun 8 Mart mesajının yarattığı tartışmalar. Her iki olay da, siyasi atmosferin bütününe bakılınca, sürprizli, beklenmedik gelişmeler sayılmaz. Elbette bunların beklenen şeyler olması da, atmosferin neye benzediğini, neye benzetilmeye çalışıldığını daha iyi anlatıyor. Biri kötümserlik ve korkunun canlı kalmasını zorlamak, diğeri iyimserlik ve umudun serpilmesini zorlaştırmak.

Levent Gültekin’e yapılan saldırının, hemen sonrasında kendisi tarafından da dile getirildiği gibi “beklenen” bir şey olması, saldırının kendisi kadar dehşet verici aslında. Neden beklenen bir şey? Çünkü daha önce defalarca böyle saldırılara tanık olduk. Çünkü, bu saldırıya sebep olacak hedef göstermeyi adım adım takip ettik. Çünkü, bu saldırıları teşvik eden, talimatlarını verenlerin bunu saklama gereği bile duymadıklarını gördük. Çünkü daha önce böyle saldırıları yapanların, yaptıklarının yanlarına kar kaldığını, övünç vesilesi olduğunu izledik.

Yapılan saldırıların, kimlerin hedef göstermesiyle, kimler eliyle yapıldığının, yani failin kimliğinin tartışılacağı noktayı çoktan geçtik. Bu saldırılar için hedef gösteren, “delilerini” göreve çağıran ve sonra da sırtlarını sıvazlayanlar, saklı gizli değiller. Televizyonlarda, mitinglerde açıkça söylüyorlar. Daha ötesi, bunun gayet açık şekilde bilinmesini istedikleri için defalarca tekrar ediyorlar. Bunların, beklenen olmasını ve kendilerinden beklenmesi gerektiğini sürekli anlatıyorlar. Bazen kapıya gelen polis, bazen sokaktaki çete, verilen görevi yerine getiriyor.

Levent Gültekin’e yapılan saldırı alçakça ve korkunç ama tam da öyle hissettirmek için planlanmış bir tertip. İlk değildi ve son olmayacağını düşündüren dehşet verici sürecin bir parçası. Tek ve münferit bir olay değil. Resmi sözcülerin kolayca kullandıkları ve muhtemelen yine söyleyecekleri gibi, tepkisel filan hiç değil. Azmettirenlere, “failleri bulun” demenin bir anlamı yok. Aydın Selcen’in yazdığı gibi, "Levent yalnız değildir" demenin de. Bunları “beklenen” yapan iklim sürdükçe, düzenin kendisi için tehdit gördüğü herkes yalnız ve korumasız olmaya devam edecek. Elbette kimseden sağlanmış bir cesaretle konuşmayanlar, yine aynı şeyleri söylemeye devam edecek. Hemen olaydan sonra Levent Gültekin’in yaptığı gibi.

Gelelim İmamoğlu’nun 8 Mart Kadınlar günü mesajı hakkında İyi Partili erkeklerin çıkarttığı gürültüye. Mesaj şöyle: “İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener ve HDP Eş Genel Başkanı Sayın Pervin Buldan'ın nezdinde tüm kadın siyasetçilerin ve Türkiye........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play