We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Koç’tan Sancak’a: Türkiye’nin ‘savaş makinası’

216 150 89
23.02.2021

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “uzaya seyahat” açıklaması, yoksulun çöpten yiyecek topladığı, işsizliğin patladığı, esnafın iflasa sürüklendiği bir zamanda absürt karşılandı. Hani neresinden tutulsa elde kalıyor denir ya…

2010 yılında Hıncal Uluç, Erdoğan’ın hayalinin “ikinci bir Boğaz” olduğunu yazdığı zaman, Kanal İstanbul projesi de hayli uçuk bulunmuştu doğrusu. Ama bugün kanalın kazılıp kazılmamasından öte meselenin, tahripkar bir imar dalgasına dönüştüğünü görüyoruz.

Peki Türkiye’nin Kanal İstanbul’dan sonraki en büyük ve pahalı projesi hangisi, biliyor musunuz?

Afrin operasyonundan sonra temeli atılan, 6 milyar dolarlık başlangıç bütçesiyle, Ankara’nın 35 kilometre dışına hızla inşa edilen Havacılık ve Uzay İhtisas Bölgesi. 7 milyon metrekare alanı kapsıyor. İlk etapta 160 firma yer alacak. Bir bölümü faaliyete geçti bile. Halihazırda dört ayrı kentte faaliyette olan dört ayrı havacılık ve uzay sanayii örgütlenmesinin de kalbi olacak burası. Yani Erdoğan “kanal” dedikçe etrafına, “uzay” dedikçe yere bakmak lazım.

İşte 2010’dan sonra dozu gittikçe yükselen ve hükümetin iç siyasette rakiplerinin üzerine bir “terör ağı” gibi savurup durduğu militarist, milliyetçi, bölgesel yayılmacı söylem ve eylemlerle uyumlu bir iktisadi değişim yaşanıyor. Üstelik sadece “yandaş yaratmak” veya kamu kaynaklarının kullanımındaki keyfiyetle izah edilemeyecek kadar belirgin bir kabuk değişimi bu. Türkiye kapitalizmi geçmişle kıyaslanamayacak düzeyde bir “savaş makinası” yaratıyor çünkü. Dolayısıyla genelde “devlet-iktidar-silah” arasındaki ilişki çerçevesinde tartışılan savaş sanayisinde projeksiyonu, “sermaye-silah” ilişkisine de çevirmek gerekiyor.

Gelin bu “savaş makinasının”, fazla yorum yapmadan, grafik ve verilerle bir portresini çıkarmaya çalışalım…

***

Askeri sanayi; altyapı inşaatları ve enerji ile beraber son yıllarda hem iktidarın hem de devletin yapılanmasını şekillendiren ana kolonlardan birisi. Lakin inşaat ve enerjideki kısa vadeli çıkarların belirlediği “kaotik yapı” burada o kadar hakim değil. BMC ile Bayraktar gibi iki büyük “yandaş” yaratılsa da askeri sanayi, kamunun silah tekellerinin öncülüğünde teknoloji, patent ve sermaye transferi sayesinde büyük sanayi şirketlerinden başlayarak KOBİ’lere uzanan daha planlı bir yapılanmaya sahip. Bunu bazı temel eğilimlerle somutlayalım.

Aşağıdaki grafik 2002-2018 arasında askeri projelerin seyrini gösteriyor:

2002’de 62 olan proje sayısı, 2018’de 667’ye ulaştı. 2019 ve 2020 resmi verileri henüz yok fakat yaklaşık 150 yeni projenin başladığını ekleyelim. Projelerin parasal değerinde de ciddi artış oluyor:

Savunma projelerinin sözleşme değeri 2002’de 5.4 milyar dolarken 10 kattan fazla artarak 2018’de 60 milyar dolara ulaştı. Yenilerle beraber bugün tahmini 80 milyar dolar civarında.

Şirketlerin cirosuna da bakalım:

Cirolardaki........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play