We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çıplaklığın estetik ve politik parıltıları

63 15 11
15.05.2022

İnsan bedeni, benim için işlevsel olanın uyumunun zaman içinde güzelliğe dönüşmesinin, güzellik olarak algılanmasının sembolü ve kanıtıdır. İşlevlerin uyumundaki güzellik saptandığı, izlendiği, arzu edildiği çağın estetik ideolojisini aşan, evrensel bir gerçekliktir. Soyunan, soyunmuş insanın vücudu doğal işlevselliğin evrim sürecinde edindiği müthiş uyumundaki estetiği sergilemiş olmanın yanı sıra bir de eşitlik imgesi edinir. Her biri birer sınıfsal ve kültürel işaret olan örtülerinden sıyrılmış çıplak insanın bedeni bütün hiyerarşilere itiraz eden bir işaret, bir eşitlenme düzlemi oluşturur.

Paradoksal olarak, iktidar aygıtları kışladan cezaevine birçok şiddet kurumunda insan bedenini soyma cihetine gider. Ama bu, tam da insanın bedenini iktidarın elinden kaçırmak, iktidara yakalatmamak, örtmek, savunmak istediği bir yerde teşebbüs edilen bir soyma, çıplak koyma eylemidir ve çıplak bedenin güzellik ve eşitliğini ortadan kaldırma amaçlı operasyonlar öncesinde gerçekleşir. Çıplak beden birazdan aygıtın şiddetinin sınır tanımaz elinin gölgesiyle örtülecektir.

Fakat tam da çıplak bedenin ışıldamasıyla iktidar aygıtının elinin gölgesinin karartması arasındaki o kısacık zaman aralığında güzellik ve eşitlik unutulmaz biçimde görünür olmuş, az öteden bakanın vicdanını ve belki de arzusunu harekete geçirmiştir bile.

2000'li yılların ilk yarısında Irak'taki Ebu Gureyb cezaevinden sızan işgal kuvvetlerinin yaptığı işkencelerin fotoğraflarındaki, doğrudan insanları soyarak ve çıplak bedenlerine el koyarak, o çıplak bedenleri yığma, yığınsallaştırma yoluyla güzelliğin eşitlikçi biricikliğinden mahrum kılarak hedeflenen aşağılama ve bunun üzerinden ötekileştirme, işkeneccilerin istediğinin tam tersi bir etki uyandırmıyor muydu? Batı giyim ideolojisine aykırı, Arap ikonografisinin öğesi olan uzun entarilerinden, ak fistanlarından sıyrılmış o bedenler nasıl da bizdendi, nasıl da herkestendi, nasıl da evrensel anatomi estetiğinin kataloğuna dairdi?

68 Baharı’nda Batı kentlerinde göstericiler kamusal alanda soyunmayı, çıplaklığı bir protesto ve direniş eylemine dönüştürmüşlerdi. Dönemin uç vermiş cinsel devriminden çok, protestocuların çıplaklığın eşitleyici imgesiyle sınıfsız toplum özlemine işaret ettiklerini düşünürüm çıplak göstericilerin fotoğraflarına bakarken.

Seks işçileri ve trans kadınlar da kamusal alanda gözaltına alınırken ya da saldırıya uğradıklarında bir direniş refleksi olarak soyunurlar. Soyunmak, anatomilerinde hemen saptanacak estetik uyumun güzelliğine sığınmak ya da doğal eşitliklerini gözler önüne sermek anlamı taşıyor olabilir mi onlar için?

Kadın çıplaklığı, bir kıyafetin yakasından görünen işlevsel bir güzellik mesela, eğer eril iktidara cezayı çağrıştırıyorsa, bu bir yönetim ve tahakküm aracı olan ‘genel ahlak’ ideolojisinin etkisi değildir. Olsa olsa çıplaklığın, çıplak vücudun evrensel güzelliğiyle hemen eşitlik ve özgürlük çağrıştıran bir imgeye dönüşüyor olmasından duyulan........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play