menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 savaşlar eşliğinde gelirken 'Ey aşk' demeli

9 1
01.01.2026

Her geçen gün daha da yalnızlaşan, mutsuzlaşan ve kimliksizleşen insan; toprak (vatan) aidiyetleri, yaşam ihtiyaçları ve huzur düşünceleri etrafında toplanıyor… Yaşanan her zorluk insanlığı kimliğinden, kültüründen, köklerinden kopartıp “vatan aidiyetleri ve yaşam-huzur ihtiyaçları” etrafında toplayıp birleştiriyor. “Issız bir adaya düşerseniz yanınıza alacağınız 5 şey ne olur?” sorusuna verilecek öncelikli ihtiyaçlar gibi artık hayat. Sadece öncelikleri var insan neslinin! Ve emniyet kemerlerinizi takın; dünya “ıssız ada” halini çoktan almaya başladı! Bir başka örneği de çeşitlilikleri nedeniyle en fazla çatışmayı-ayrışmayı yaşayan Ortadoğu’dan vereyim.

İran-Irak savaşının yaşandığı dönemde her iki ülkenin vatandaşları dil-din-mezhep-kültür farklılıklarını gözetecek durumda olmadığı için sadece Iraklı ve İranlı olup vatanını savunuyordu. Tıpkı Çanakkale’de, Malazgirt’te, Dumlupınar’da ve nicesinde olduğu gibi; Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Roman yoktu BİZ vardık. Özetle; vatanı, geleceği ve totali ilgilendiren bir sorun varsa, tüm toplumsal farklılıklar unutuluyor ve herkes vatan-huzur-güvenlik-yaşam-gelecek ihtiyaçları etrafında kenetleniyor. Farklı dil-din-mezhep-kültür farklılıklarının yavaş yavaş unutulup merkezde buluşulması durumu; insanlığı “dünya aidiyeti- dünya vatandaşlığı-dünya dili” etrafında toplayana kadar devam edecektir. Önce küçük merkezleri vardı insanların aile, mahalle, aşiret gibi. Sonra biraz daha büyüdü merkezler; din, mezhep, şehir, bölge, ülke gibi. Daha sonra uluslararası oluşumlar ve ittifak anlaşmaları eşliğinde büyük merceğe sahip oldu merkezler. Ve şimdi insan neslinin........

© Gazete Damga