On üç muayene, sağlık bunun neresinde?
Sağlıkta dönüşümün ne anlama geldiği her yıl biraz daha fazla anlaşılır oluyor. Bir toplumun sağlık sistemine erişebilmesi elbette önemlidir; ancak sağlık kuruluşuna her başvuru, sağlığa erişim anlamına gelmez. Bir ülkede insanlar yılda ortalama 13.2 kez hekime başvuruyorsa, bunu yalnızca “Sağlık hizmetine erişimin başarısı” diye sunmak elbette mümkün değildir. Bu sayı, insanları iyileştiremeyen, aynı hastayı aynı şikayetle defalarca kapısına getiren bir sistemin itirafıdır artık.
Sağlık Bakanlığının yeni yayımladığı 2025 verilerine göre Türkiye’de bir yılda hekime yapılan başvuru sayısı 1 milyar 138 milyonu geçti. Kişi başına yıllık başvuru sayısı 2024’te 12.2 iken bir yılda 13.2’ye yükseldi. Başvuruların yalnız yüzde 41.3’ü birinci basamağa, yüzde 58.7’si ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yapıldı. Yıllardır bu yükselişi kaygıyla izliyor, eleştiriyor meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği. Başvuruların ağırlığının hastanelerden birinci basamağa kaydırılması gerektiğini, ancak böyle insanları hastalıktan koruyabileceğimizi vurgulamaktan bir hal olduk. Ne fayda; bu sistemde ısrar edenler hepimizi tüketiyor.
Aynı verilerin başka bir yüzü daha var: Çocukluk çağı aşılarının kapsayıcılığı düşüyor. DaBT üçüncü doz aşılama oranı yüzde 96’dan 94’e, BCG yüzde 95’ten 93’e, KKK ve KPA pekiştirme dozları yüzde 94’ten 92’ye geriledi. İstanbul’da KKK kapsayıcılığı yüzde 88’e, KPA pekiştirme dozu yüzde 87’ye kadar düştü.
Bir........
