Kozmik bir sürgün yeri olarak dünya
Belki dünyanın derdinden kaçmak için, onca şey arasında Voyager 1 ile ilgili kısa bir habere takılıyor gözüm; bu yıl itibarıyla Voyager 1 dünyadan 1 ışık günü uzaklaşmış ulaşacak. “1 ışık günü” zihinde anında somutlaşan bir birim değil, hatta içindeki “gün” bir yakınlığı da çağırıyor olabilir. Oysa Güneş Sistemi'nden çıkalı çok oldu, yıldızlararası uzayda 16 milyar mil uzaklıkta kendisi. Önümüzdeki yıl Voyager 1'in fırlatışının üzerinden yarım asır geçmiş olacak. Elli insan yılı.
Voyager 1 ve ondan birkaç ay sonra fırlatılan ikizi Voyager 2 insanlığın hâlâ evrendeki en uzak izleri olarak, hedefledikleri uzay çalışmalarından fazlasını ifade etti. NASA'nın tanımladığı görevleri Güneş Sistemi'ni incelemekti ve hakikaten gezegenlere dair bildiklerimizi cisimleştiren, şekillendiren görüntüler yolladılar dünyaya. Düşününce bunu bir de cep telefonlarının milyonda bir belleğiyle yaptılar. Şimdi kim bilir hangi galaksileri geçerken keşke hâlâ görüntü yollayabiliyor olsa Voyager 1; bunu yapamıyor.
Voyager 1'in geçen hafta sosyal medya yörüngesine girmesinin bir nedeni de dünyanın tek bir pikselde göründüğü o meşhur fotoğrafının 14 Şubat 1990'a ait olmasıydı. Carl Sagan'ın dileğiyle tam bu tarihte Neptün'ün yörüngesindeyken dünyanın nasıl göründüğünü fotoğraflamıştı. Güneş Sistemi'ni terk etmeden önce son bir bakış. Sagan'ın “mavi silik nokta” teşbihi bu kareden doğmuştu:
“Dünya, uçsuz bucaksız kozmik arena içindeki ufak bir sahnedir. O generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün. Tüm bu kanlar, bu kişiler bir anlığına bir noktanın ufacık bir zerresinin şan ve zafer içindeki efendileri olabilsin diye aktı. Bu pikselin bir köşesinde yaşayanların, onlardan ayırt dahi edilemeyecek diğer köşesinde yaptıkları sonsuz zalimlikleri düşünün. Yanlış........
