Şampiyonluk yarışında son dönemeç
Süper Lig’de bitime 5 hafta kala Galatasaray 68, Fenerbahçe 66, Trabzonspor 64 puanda. 4 yıldır başa baş yarışan Galatasaray ve Fenerbahçe, bu kez denklemde bordo-mavililerin olmasının tedirginliğini de kısmen yaşıyor. Ancak finişe çok az kalsa da üç takımın da “şampiyonluk modu”nu açtığını, kendilerini tartışmasız şekilde zafere taşıyacak oyunu bulduklarını söylemek güç. Bu yazıda kalan 5 haftada 3 takımın durumunu masaya yatıracağız.
Şampiyonlar Ligi serüvenini Osimhen’in sakatlığıyla tamamlayan Galatasaray, sezon genelinde olduğu gibi 80 milyon avroluk oyuncusundan yoksun çıktığı maçlarda varlık gösteremedi. Osimhen’in bu hafta Gençlerbirliği’ne karşı deplasmanda oynanacak maçta sahaya döneceği söyleniyor. Ancak dönse bile ne kadar hazır olduğu muamma. “Diri bir Osimhen”in varlığı, Galatasaray’ın birçok eksiğini kapatıyor ama aslında bu eksiklikler Osimhen varken de orada, yani o varken de oyunu etkiliyor. Bunların başında Galatasaray’ın “toplu oyun krizi” geliyor. Bu köşede 3.5 yıldır ara ara değinildiği üzere sarı-kırmızılılar, Okan Buruk döneminin hiçbir bölümünde birebir savunmalara karşı geriden topla çıkma/oyun kurma ve gerektiğinde oyunu topla dinlendirme alanlarında iyi bir takım olamadı. Yöntem hep ön alan presi ve bunun sayesinde kapılan toplarla atak tazeleme, atakları hızlı şekilde sonlandırma ve geriden topla çıkılamadığında santrfora ya da kanat forvetlere uzun vurma-seken topları kazanarak oyuna hükmetme oldu. Hal böyle olunca Galatasaray, kendisini birebir adam markajıyla karşılama cesaretini gösteren ve bu cesaretin hakkını sahipsiz toplara -en azından- ortak olarak veren her takıma karşı sorun yaşadı. Okan Buruk’un hakkını şurada vermek lazım şampiyon olunan üç sezonda da oyunu krize girdiğinde bir formül üretti ve “şampiyonluk oyunu”nu buldu. Bu sezon Osimhen’in yokluğunun yanı sıra o formülün henüz bulunamayışı da ciddi bir probleme işaret ediyor. Oyundaki krizin orta saha merkezinden kaynaklanıyor olması da bir başka büyük sorun. Torreira gibi üç şampiyonluk sezonu boyunca istikrar abidesi olan bir oyuncunun bugün Süper Lig’de dahi sırıtıyor olması kadar Buruk’un onun yerine Nhaga’yı hazırlamaması da bir çözüm bulabilme ihtimalini azaltıyor.
Orta sahası sallanan Galatasaray’ın aksine Fenerbahçe’nin en güçlü tarafı orta alan merkezi. Guendouzi, Kante, İsmail Yüksek, önlerinde de ligin en iyi 10 numarası Asensio, sarı-kırmızılıların bu bölgedeki tüm oyuncularına büyük üstünlük kuracak isimler. Asensio’nun sağlık durumu, takımın yegane yaratıcısının ya hiç olmaması ya da ikinci viteste oynaması anlamına geliyor. Bu da takımın hücum gücünü etkiliyor. Buna rağmen Fenerbahçe’nin topa daha az sahip olmayı kabullenmesinin bir sorun olmayacağı deplasman derbisinde Guendouzi-Kante’nin Galatasaray’ın merkezine üstünlük kurması ev sahibinin maçı kazanmasını oldukça zorlaştıracaktır.
Bu sezon derbilerde çok iyi sonuçlar alan, oynadığı 5 maçın dördünü kazanan Fenerbahçe esas problemi kağıt üstünde “zayıf” olarak görülen takımlara karşı yaşıyor. Sezonun ikinci yarısını santrforsuz oynaması, Asensio, Talisca ve takımın ruhani lideri, savunmanın da şefi olan Skriniar’ın sakatlıkları Kasımpaşa, Antalya, Karagümrük maçlarında 7 puan kaybedilmesinde büyük rol oynadı. Bu yüzden Tedesco’nun öğrencileri, derbide zannedildiği kadar dezavantajlı olmasa da diğer maçların sıkıntılı geçmesi muhtemel.
Tarihi seviyede para harcayan, transfer rekorları kıran rakiplerine karşı Trabzonspor’un son 5 haftaya şampiyonluk iddiasıyla girebiliyor olması bile, Fatih Tekke’yi sezonun en başarılı hocası yapmaya yetiyor. Tekke, kısıtlı kadrosundaki bazı oyunculardan öyle performanslar çıkarttı ki, bu oyuncuların hepsini Süper Lig “hilesi” gibi gösterdi. Premier League’in en kötü takımında kadroya giremeyen Onuachu hem gol kralı hem de sezonun en iyi birkaç oyuncusundan biri… Beşiktaş’ta düşünülmeyen Muçi, çift haneli gol sayısına ulaştı… Ligue 2’den gelen 20 yaşındaki Oulai, 20 milyon avro üstü transfer yapacak seviyeye geldi… Batagov, Mustafa Eskihellaç, Folcarelli, Felipe Augusto, Zubkov, Nwaiwu… Tekke, tüm bu oyunculardan ciddi verim aldı ve bunu yaparken topa sahip olmaya dayanan, setlerle iş gören, sahip olduğu avantajları maksimize edebilen tam bir “teknik direktör takımı” yarattı. Yine de işleri hiç kolay değil çünkü hem 4 puan gerideler, hem iki takımı birden geçmek zorundalar hem de en zor fikstür onlarda.
Elbette Tekke özellikle Onuachu’ya çok şey borçlu, o olmasa Trabzonspor bugün yarışta olmazdı. Ama Galatasaray’ın Osimhen bağımlılığıyla, Trabzonspor’un Onuachu bağımlılığı, iki takımın toplam bütçeleri kıyaslandığında aynı şekilde değerlendirilemez. Onuachu Trabzonspor’un oyununu tamamlayan bir yıldız. Galatasaray’da ise Osimhen, eksik parçanın tamamlayıcısı değil tüm eksiklerin üstünü örten bir “hile.” Galatasaray teknik heyeti bu hileden zor zamanları kayıpsız geçerek faydalandı ama zorluklardan ders çıkarmadı, tembelliğe savruldu. Bu da Osimhen olmadığında Galatasaray’ı, rakip ne kadar zayıf olursa olsun maç kazanmakta zorlanan bir ekibe dönüştürdü.
Netice itibarıyla gelecek sezonu da düşünerek şunu söyleyebiliriz: Galatasaray, şampiyon olsa dahi 2026/27 sezonuna yeniden yapılanarak girmeli çünkü orta saha merkezi çöktü. Fenerbahçe şampiyon olmasa dahi “yeniden kurulması” değil santrfor, oyun kurabilen stoper ve bek transferleriyle güçlendirilmesi gereken bir takım çünkü GS’nin aksine onlar doğru orta saha merkezini kurdu. Finansal güç itibarıyla oyuncu satmaya mecbur olan Trabzonspor ise bir kez daha transfer piyasasında sihirbazlık yapmaya ve hocasına güvenmeye devam etmek zorunda. Seneye Beşiktaş’ın da dahil olacağı bir denklemde ilginç bir lig yarışı izleyeceğimiz kesin.
